YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2491
KARAR NO : 2007/3635
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, tazminat ve kira bedelinin tespiti ve tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı arsa maliki vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava yüklenicinin temliki nedeniyle şahsi hakka dayalı tapu iptali tescil, gecikme tazminatı ve manevi tazminat tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece; davalılar arasındaki sözleşme geçersiz olduğundan, davacı geçersiz sözleşmeye dayanamayacağından, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı ile davalılardan arsa maliki kooperatif temyiz etmiştir.
1-Davalılar arasındaki 20.07.1995 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi eser sözleşmelerinin bir türüdür. Bu sözleşme taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükler. Anılan sözleşmede biri diğerinden farklı iki ayrı sözleşme iç içedir. Bunlardan ilki geçerliği bir şekle bağlı olmayan inşaat yapım sözleşmesi (eser sözleşmesi) «yüklenicinin borcu» diğeri ise, kamu düzeni açısından resmi şekilde yapılmadıkça hüküm ve sonuç meydana getirmeyen taşınmaz malda pay mülkiyetinin devri «arsa sahibinin» borcudur. Bu özelliği nedeniyle arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri çitf tipli karma sözleşmelerdendir.
Kural olarak, Borçlar Kanununda sözleşmelerin yapılışı bir şekle tabi tutulmamıştır. Ancak bazı özel durumlar vardır ki, yasa koyucu bazen kişi güvenliği, bazen de kamu düzeni gerekçesi ile sözleşmelerde zorunluluğu aramış, tarafların sözleşmenin yapılış şekline ilişkin iradelerini sınırlandırılmıştır. Yasa koyucu şekil şartını bazen geçerlik şartı, bazen de ispat şartı olarak aramaktadır. Gerçekten, kanun şekil serbestisine herhangibir nedenle sınırlama koymuş ve sözleşmenin geçerliğini şekle bağlamış ise, kanunun öngördüğü bu şekle uyulmadan yapılan sözleşme geçersizdir.
Somut olaya gelince; az yukarıda sözü edildiği üzere arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesinin bir kısmı yapılan esere karşılık yükleniciye arsa payı devrini öngördüğünden Türk Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213. maddeleri hükmünce biçim koşuluna uygun yapılması gerekir. Yasanın aradığı biçim resmi yazılı şekil olduğundan 30.09.1988 tarih 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile getirilen ayrık durum hariç adi yazılı biçimde yapılan sözleşmeye dayanılarak bu sözleşmeden kaynaklanan şahsi hakkın temellük edildiği iddiası ile mülkiyet nakli ve tazminat talebinde bulunulamaz.Davanın reddi açıklanan nedenlerle doğrudur.
2- Davalı arsa sahibi kooperatifin temyiz itirazlarına gelince;
Arsa sahibi kooperatif yargılamada vekil aracılığı ile temsil olunmuştur. Reddolunan dava sebebiyle vekili yararına tarife uyarınca avukatlık ücreti takdiri gerekirken bu yönün gözden kaçırılması doğru olmayıp kararın bozulması gerekir ise de, düşülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, 2.bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın hüküm fıkrası ilk bendine “davalılardan kooperatif yaranına tarife uyarınca 300,00 YTL avukatlık ücreti takdiri ile davacıdan alınarak davalı kooperatife verilmesine” sözlerinin yazılmasına ve hükmün HUMK.nun 438/VII maddesince DÜZELTİLEREK DEĞİŞTİRİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 05.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.