YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11817
KARAR NO : 2009/12383
KARAR TARİHİ : 06.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 21.10.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, dava konusu 153 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının yayla olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile yayla olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını istemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, çekişme konusu taşınmazın evveliyatının yayla olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ile yayla olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
Kadastro Kanunu’nun 12. maddesi “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.
Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
./..
2009/11817-1283 -2-
Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına 5841 sayılı yasanın 2. maddesi ile “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatlarına bakılmaksızın uygulanır.” hükmü eklenmiştir. 09.03.1988 tarih ve 1987/2-860-232 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında da vurgulandığı üzere kural olarak herhangi bir yasa ve düzenleyici hüküm o yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren hukuksal sonuç meydana getirir.
Somut olayda, çekişme konusu 153 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 11.07.1994 tarihinde kadastro nedeni ile davalıların murisi adına kayıtlıdır. Davacı, taşınmazın kadim yayla olduğu iddiası ile 21.10.2005 tarihinde dava açmıştır. Görülüyor ki, 10 yıllık hak düşürücü süre davanın açıldığı tarih itibariyle geçmiştir. Bu nedenle, mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerine istemin hüküm altına alınması doğru bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.