Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/7755 E. 2008/10105 K. 13.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7755
KARAR NO : 2008/10105
KARAR TARİHİ : 13.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı; ortak miras bırakanları … adına kayıtlı çekişmeli bağımsız bölümlerdeki miras hakkından davalıların kendisine pay vermemek için okur yazar olmamasından yararlanarak, hileli işlemler ile noterde miras hakkından vazgeçme beyanı alındığını, murisin danışıklı olarak oğlunun kayınpederi … temlik ettiği taşınmazların yine danışıklı işlemlerle sadece davalılar adına tescilinin sağlandığını ileri sürerek, taşınmazların muris adına iptal ve tescilini istemiştir.
Davalılardan … ve …; yapılan işlemlerin hileli ve muvazaalı olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuşlardır.
İhbar edilen … ve …; taşınmazların bedelini aldıklarını, davaya katılmayı düşünmediklerini beyan etmişlerdir.
İhbar edilen …; davacının iddialarının doğru olduğunu bildirmiştir.
Davacı, 08.02.2008 tarihli kimlik tespiti yapılan dilekçe ile davadan feragat etmiş, 11.02.2008 tarihli dilekçe ile feragat beyanının hür iradesinin ürünü olmadığını, feragat dilekçesini kabul etmediğini bildirmiştir.
Mahkemece; feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, özellikle davacının 08.02.2008 tarihli kimlik tespiti yapılan ve parmak izi bulunan dilekçe ile “….muvazaa ve hileli işlemler nedeniyle tasarrufların ve tapunun iptali ve muris adına tescili istekli davadan feragat ettiğini” içeren beyanı doğrultusunda mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne varki, davacının bu defa 11.02.2008 tarihli dilekçesi ile feragat beyanının gerçek iradesinin ürünü olmadığı, bu hususta savcılığa şikayette bulunduğunu buna ilişkin 2008/259 esas sayılı sulh ceza mahkemesinde davanın derdest olduğunu ileri sürdüğü görülmektedir.
Bilindiği üzere, HUMK.’nun 91 ve devamı maddelerinde açıklandığı gibi “feragat iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesi” ve tek taraflı davayı sona erdiren işlemlerdense de, kat’i hükmün sonuçlarını doğurduğundan, tarafın gerçek iradesi olması gerektiği de kuşkusuzdur.
Ancak, davacının iradesinin fesata uğratıldığı yönündeki şikayet ve sulh ceza mahkemesi dava dosyasının eldeki davanın sonucunu etkileyeceği gözetilerek, anılan dava sonucunun beklenmesi, bu dava sonucu da dikkate alınmak suretiyle davacının gerçek iradesinin ortaya çıkarılması ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.