Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3039 E. 2007/3810 K. 09.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3039
KARAR NO : 2007/3810
KARAR TARİHİ : 09.04.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.4.2006 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 626 parsel sayılı taşınmazına traktör veya başka zirai araçlara girip çıkabileceği genişlikte olmak üzere parselinin batısındaki çıkmaz yoldan sonra gelen davalıya ait 624 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiş, davalı köy tüzel kişiliğine ait 624 sayılı parselden geçit hakkı kurulmasına karar verildiği takdirde köye ait taşınmazın kullanılmaz hale geleceğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı köy tezil kişiliği temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava mevcut yolun ihtiyacı karşılamadığı iddiasıyla açılmıştır. Ancak davacıya ait 626 parsel sayılı taşınmazın kuzeyi yoldur ve batısında çıkmaz yol bulunmaktadır. Bu çıkmaz yolun 4 metre genişlikle başlayıp güneye doğru gidildikçe 2 metreye kadar düştüğü bizzat dava dilekçesinde davacı tarafından ifade edilmiştir. Her ne kadar, parselin kuzeyinde bulunan bir kadastrodan önce yapılmışsa da buna bitişik olarak inşa edilen ambarın kadastrodan sonra yapıldığı gerek dosyada mevcut paftanın incelenmesinden ve gerekse keşif mahallinde dinlenen tanıkların beyanları ile sabittir. Mahallinde yapılan keşiften sonra inşaat mühendisi … tarafından verilen 29.9.2006 günlü raporda davacının yola cepheli binalarının kısmen yıkılması suretiyle de yola ulaşılabileceği, ancak bu yolun ekonomik olmayacağı bildirilmiştir.
Öte yandan, mahkemece aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilen 624 sayılı parsel 112 metrekare arsa olup, krokide A işaretli kısımdan geçit hakkı kurulduğu takdirde geride yalnızca 60,94 metrekarelik bir bölümün kalacağı kadastro kontrol memuru …’nın 27.9.2006 günlü krokili raporunda açıklanmıştır.
Hal böyle olunca, davacının iki hududunda yol bulunan parselinden bu yollara kendi olanaklarıyla ulaşmasının mümkün bulunmasına özellikle doğudaki çıkmaz yola çıkışın depo inşa ederek bizzat kendisi tarafından kapatılmış olmasına göre, fedakarlığın denkleştirilmesi kuralı uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken batıdaki çıkmaz yoldan sonra gelen 624 parselin geri kalan kısmını işe yaramaz hale getirecek şekilde sözü edilen parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 9.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.