YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12970
KARAR NO : 2009/13543
KARAR TARİHİ : 26.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVALILAR : …A.Ş. VD.
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan hakla elatmanın önlenmesi, kal ve çekişmenin giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09.04.2009 gün ve 2009/3540 – 4489 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı şirketin 1231 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlarda intifa hakkı sahibi olduğunu ve bu yerde davalı …. Şti.ye verdiği bayilik yoluyla intifa hakkını kullandığını, bu arada bayilerinin …A.Ş. ile otogaz satış sözleşmesi imzalamış olduğunu, kendilerininde 02.01.2001 tarihli sözleşme ile davalılar arasındaki otogaz satış sözleşmesi sonuna kadar otogaz satışına onay verdiklerini, davalılar arasındaki sözleşme süresinin 2005 yılı Ağustos ayında sona erdiğini, sürenin uzatılmasına izin de vermediklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, kal ve muarazanın giderilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı …Ş. kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının sözleşme uyarınca gaz satışları sebebiyle kar payı aldığını, bayileri … Petrol Ltd. Şti.nin 19.07.2004 tarihine kadar otogaz satış sözleşmesinin süresini uzattıklarına dair kendilerine bildirimde bulunduğunu ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna göre, davacının bir yerde sadece kendi ürünlerinin satılmasına yönelik olarak yapacağı bir sözleşmenin hükümsüz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
./..
2009/12970 – 13543 – 2 –
Davalı …. Şti. diğer davalı ile imzaladıkları otogaz satış sözleşmesi süresinin sona ermediğini, davacının taşınmaz üzerinde intifa hakkı bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine yerel mahkeme kararı Dairemizce onanmış, bu kez davalılar karar düzeltme isteğinde bulunmuşlardır.
Davacı yan, intifa hakkı sahibi oldukları taşınmazda bu hakka dayanarak elatmanın önlenmesi isteğinde bulunduğunu ileri sürmekte ise de dayanılan vakıalar doğrultusunda uyuşmazlığın temelini intifa hakkını davacı adına kullanan bayi ve bu bayi ile diğer davalı …Ş’nin yaptığı otogaz satış sözleşmesi ve bu sözleşmeye onay veren çerçeve sözleşmede tanınan sürenin sona erdiği iddiası oluşturmaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacı … Ofisi A.Ş.nin 1231 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davalı …. Şti. ile yaptığı bayilik sözleşmesi uyarınca davalı şirketin akaryakıt istasyonu işlettiği sabittir. Bayi 18.07.2000 tarihinde davalı …Ş. ile 5 yıl süreli otogaz satış sözleşmesi imzalamış, davacı yanda 02.01.2001 tarihli sözleşme ile otogaz satış sözleşmesi süresi sonuna kadar akaryakıt istasyonunda otogaz satışına onay vermiştir.
Çerçeve sözleşmede otogaz satışının süresi sözleşmenin 3-a maddesinde belirlenmiştir. Bu maddeye göre davacı …, sözleşme ekindeki listede belirtilen istasyonlarında …A.Ş.nin “otoaygaz” markası ile satış yapmasını …A.Ş. ile istasyon arasında imzalanmış olan otogaz satış sözleşmesi sürelerinin sona ermesine kadar izin vermiştir. Süresi sona eren sözleşmelerle ilgili olarak taraflar sona erecek ilk sözleşmenin bitim tarihinden 3 ay önce bir araya gelerek durumu değerlendireceklerdir. Dosya incelendiğinde, davacının davalı …’a sözleşme süresi dolmadan önce 26 Şubat 2004, 05 Nisan 2004, 07 Ekim 2004 tarihlerinde bu sözleşmeyi yenilemeyi düşünmediklerini belirten yazılar gönderdiği görülmektedir. Ayrıca Beyoğlu 41. Noterliğinden gönderilen 22.03.2007 tarihli ihtarname ile davaya konu istasyondaki otogaz faaliyetlerinin durdurulması ve tesislerin kaldırılmasını ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Son olarak da davacı 01.05.2007 tarihinde işbu davayı açmıştır.
Çerçeve sözleşme dikkate alındığında sözleşmenin süreli olduğu ve yenilenmesinin tarafların anlaşmasına bağlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı … ile davalılardan …A.Ş arasında böyle bir mutabakatın sağlanamadığı, tam aksine davacının söz konusu sözleşmeyi yenilememe konusundaki iradesini karşı tarafa bildirdiği görülmektedir. Davacı şirket, bununla birlikte ihtarlardan ve davanın açılmasından sonra da çerçeve
./..
2009/12970 – 13543 – 3 –
sözleşmeye göre kendisine düşen kar payını almaya devam etmiştir. Ayrıca davalı … AŞ’ye 29.11.2006 tarihli yazılı bildirimde bulunmuş, bu bildirimde otogaz satışı yaptığı istasyonlara kendi amblemlerinin konulmasını istemiştir.
Somut olay, bu şekilde ortaya koyduktan sonra taraflar arasındaki bayilik sözleşme ilişkisinin devam edip etmediği olgusunun saptanması gerekmektedir.
Bayilik sözleşmeleri kanunda düzenlenmemiştir. Bu nedenle bayilik sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Borçlar Kanununun sözleşmeye ilişkin genel hükümlerinden yararlanılmaktadır. Bilindiği gibi sözleşme “iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan etmeleridir” şeklinde tanımlanmaktadır. Borçlar Kanununun 1. maddesinde tanımını bulan sözleşmenin tamamlanabilmesi için rıza beyanı açık olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir.
Taraflar arasındaki 02.01.2001 tarihli sözleşme ile davalılar arasındaki otogaz satış sözleşmesinin süresi sonuna kadar davacının intifa hakkı sahibi olduğu taşınmazda bu hakkını kullandırttığı bayisinin otogaz satışına oluru vardır. Otogaz satışı sözleşmesi sona ermeden önce de değinilen çerçeve sözleşmesinin 3-a maddesi gereği sözleşmenin süresinin uzatılmayacağı da davalılara bildirilmiştir. Ne var ki, davalılar faaliyetlerini sona erdirilen sözleşme hükümleri çerçevesinde sürdürmeye devam ettirmişlerdir. Davacı da bu duruma 22.03.2007 tarihli ihtarına kadar ses çıkarmamıştır. Bu nedenle taraflar arasında bayilik sözleşmesinin aynı koşullarda devam ettiği savunulmaktadır.
Gerçekten de, sözleşme süre bitmesine rağmen aynı koşullarda fiilen devam ettirilmiştir. Sözleşmenin kurulmasında olduğu gibi devamında da tarafların rızasının açık ya da örtülü olabileceği kuşkusuzdur. Davacı yanın sözleşme ilişkisinin sürdürülmesine dair açık bir beyanı yoktur. Susma (olumlu ya da olumsuz) bir beyanda bulunma olarak kabul edilemez. Ancak bazı durumlarda, Borçlar Kanunu 1/2 maddesi anlamında örtülü bir irade beyanı sayılabilir. Bu örtülü beyanın karşı taraf açısından olumlu yönde bir irade beyanı kabul edilip edilmeyeceği Türk Medeni Kanununun 2. maddesi uyarınca değerlendirilerek saptanmalıdır. Ayrıca karşı tarafın susmanın kendisine örtülü bir irade beyanı olarak bağlanmasına yol açan olguları bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekir.
Somut olayda taraflar tacirdir. Eylemli olarak iki yılı aşan otogaz satışına ses çıkartılmaması, kar payı almaya devam edilmesi ve 29.11.2006 tarihli bildirim ile …A.Ş’nin otogaz tesislerinde kendi amblem ve logolarını kullanmasının istenmesi olgularının karşı tarafça sözleşmenin aynı
./..
2009/12970 – 13543 – 4 –
koşullarda devam ettiğinin kabulü anlamına geleceğini davacı yanın basiretli bir tacir olarak öngörmesi gerekir. Ayrıca dosya içeriğinden davacının otogaz satışı lisansı aldıktan ve kendisinin de otogaz satışı yapabilme koşullarının oluşmasından sonra tesislerin boşaltılması ihtarında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan tüm bu açıklamalar karşısında taraflar arasındaki otogaz satışına dair çerçeve sözleşmenin sona erdiğinin ileri sürülmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesi kapsamında dürüst davranma kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Zira anılan madde hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi esnasında kişilerin dürüstçe ve güven kurallarına uygun bir şekilde davranması gereğini öngörmektedir. Davacı taraf örtülü irade beyanı ile çerçeve sözleşme hükümlerine göre otogaz satışına izin verdiğine göre çerçeve sözleşmenin yıldan yıla uzaması olgusu karşısında, davalılar arasındaki otogaz satış sözleşmesi 28.07.2007 tarihinde sona ereceğine, ihtar da 22.03.2007 tarihinde çekildiğine göre davanın açıldığı 01.05.2007 tarih itibariyle sözleşme ilişkisinin ayakta olması karşısında davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmadığından davalıların karar düzeltme istemlerinin kabulü ile hükmün yazılı gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalıların karar düzeltme istemlerinin kabulüne, Dairemizin 09.04.2009 tarih 2009/3540 – 4489 sayılı onama kararı KALDIRILARAK, yerel mahkeme kararınının BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.