YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6413
KARAR NO : 2022/7324
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tespit harici bırakılan taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …. ilçesi, …. Mahallesinde yapılan kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan yaklaşık 1.300 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın davacı tarafından 1990 yılında satın alındığını, eklemeli olarak 50 yıldır zilyet olduğunu ileri sürerek imar ihya, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bu kısmın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde ve yargılama sırasında özetle; davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/04/2015 tarihli 2014/55 Esas 2015/194 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 24/10/2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.056,94 m2’lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı … vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 19/01/2006 tarihinde imar planı yapıldığını, davacının 20 yıllık zilyetliğinin bu tarihe kadar dolmadığını belirterek ve resen belirlenecek nedenlerden dolayı kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, 6360 sayılı Kanun ile 5216 sayılı Kanun’un geçici maddesi 2/6 fıkrasında, tüzel kişiliği kalkan köylerin mal varlıkları hak, alacak ve borçları mahalle olarak katıldıkları belediyeye devredilir hükmüne göre büyükşehir belediyesine husumet yöneltilmeyeceğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi gereği araştırma yapılmadığını, davacı lehine şartların gerçekleşmediğini belirterek, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki sebebine dayalı olarak 4721 sayılı TMK’nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
3.3. Değerlendirme
Mahkemece, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde, davacı lehine, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, öncesi boş (hali) olan taşınmazların 20 yılı aşkın süre ile ekonomik amaca uygun şekilde ve malik sıfatı ile kullanılması halinde zilyedince iktisabı mümkün olmakla beraber, evveliyatı taşlık, kayalık, çalılık gibi yerlerin imar ve ihya edilmeksizin iktisabı olanaksızdır. Bu nedenle de, tescili istenilen yerlerin önceki niteliğinin belirlenmesi zorunludur. Ne var ki; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümünün öncesinin ne olduğu araştırılmadığı gibi, kadastro sırasında tespit harici bırakılma nedeni de Kadastro Müdürlüğünden sorulmamıştır. Ayrıca taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmemiş, taşınmaz bölümünün niteliğinin belirlenmesi amacıyla 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümünün öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor alınmamış ve bu hususta hava fotoğraflarından yöntemine uygun şekilde yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümünün hangi tarihte ve hangi sebeple tescil harici bırakıldığı hususu Kadastro Müdürlüğünden sorularak belirlenmeli, taşınmaz bölümünün imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığı, imar planı sınırları içinde kalıyorsa hangi yıl imar planı sınırları içine alındığı ve imar planının hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği … ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığından sorularak imar planının onaylı bir örneği ve eki belgeler dosya arasına getirtilmeli, taşınmaz bölümü imar planı kapsamına alınmış ve imar planı dava tarihinden önce kesinleşmişse bu tarihten, imar planı kapsamında değilse dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı evrelerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az 3 tanesi Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı, ayrıca bulunabilecek en eski tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları da celp dilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmaz bölümünün ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmaz bölümünün evveliyatı itibariyle taşlık, kayalık, çalılık gibi imar-ihyaya imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmaz bölümü üzerinde sürdürülen zilyetliğin mevcut olup olmadığı mevcut ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, komşu parsellerin dayanak kayıtlarının çekişmeli taşınmaz bölümünün yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmelidir.
Fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümünün eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, zirai durumunu, imar-ihyaya konu olup olmadığını ve olmuş ise imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, kullanım durumunu kesin olarak belirleyen somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan rapor istenmeli, yine dava konusu edilen taşınmaz bölümünün farklı yön ve açılardan fotoğrafları çektirilerek, bu fotoğraflarda tescili istenen kısmın sınırları işaretlenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden stereoskopik üç adet hava fotoğrafının ve eski tarihli uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, sunulan raporda çekişmeli taşınmazın uydu fotoğrafları üzerindeki konumunun gösterilmesi istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kanun’un 17. maddesi göz önüne alınarak taşınmaz bölümü dava tarihinden önce kesinleşen imar planı kapsamında ise imar planının onay tarihinden önce, değilse dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin ve davalı … vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı Belediyeden alınan peşin harcın temyiz eden Belediye’ye geri verilmesine, 07/11/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.