Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/5002 E. 2006/8416 K. 25.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5002
KARAR NO : 2006/8416
KARAR TARİHİ : 25.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalıdan 1998 yılında araba satışı nedeni ile 800.000.000 TL’şer bedelli iki adet çek aldığını, çekleri bankaya ibraz ettiğinde tedbir konulmuş olduğunu öğrendiğini, yaptığı icra takibinin davalının itirazı nedeniyle iptal edildiğini ileri sürerek iki çek bedeli olan 1.600.000.000 TL’ nin tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile ticari ilişkisinin olmadığını, çekleri kaybettiğini bu nedenle tedbir koydurduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, çekin … adına keşide edildiği, çek arkasındaki … cirosundaki imzanın …’e ait olmadığının anlaşıldığı bu nedenle ciro silsilesinde kopukluk olduğu dolayısı ile davacının yetkili hamil olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 16.2.2005 tarih ve 2004/12112 esas, 2005/2233 karar sayılı ilamı ile; davacının sair temyiz itirazları red edilerek karar 31.12.1997 keşide tarihli çekle ilgili olarak bu çekin keşidecisi … olup hamiline düzenlenmiş ve …’ın cirosu ile davacıya geçmiştir. Ciro Silsilesinde kopukluk olmayıp davacı yetkili hamildir. Ancak Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 5.1.1998 tarih ve 1998/3 sayılı ihtiyati tedbir kararı ile ödeme yasağı konması üzerine ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinden sonra dava açılıp açılmadığı araştırılmalı, ihtiyati tedbir kararından sonra yasal sürede dava açılmadığı anlaşılırsa ihtiyati tedbir kararının HUMK.nun 109. maddesi gereğince kendiliğinden kalktığı gözetilmeli, dava açılmışsa bu dava sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesi ile bozulması sonucu mahkemece bozma
ilamına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 1.600.00 YTL ‘nin 31.12.1997 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; bu kez hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşur. Hükmüne uyulan bozma ilamında, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle, davacının dayandığı keşidecisi …, lehtarı … olan çekle ilgili olarak davanın reddine ilişkin ilk karar bozma kapsamı dışında bırakılmıştır. İlk karar, sadece keşidecisi … olup hamiline yazılı bulunan, …’ın cirosu ile davacı eline geçen ve 800.000.000 TL bedelli olan çekle ilgili olarak bozulmuş olduğundan artık bozma kapsamı dışında kalan diğer çekle ilgili olarak davanın kabulüne karar verilemez.
Mahkemece açıklanan bu hususun göz ardı edilerek davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen nedenle temyiz olunan kararın davalı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.