Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2006/5985 E. 2006/8425 K. 25.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5985
KARAR NO : 2006/8425
KARAR TARİHİ : 25.05.2006

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Tük.Mah. Sıf.)

Taraflar arasındaki menfi tespit, istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, dava dışı … … ile davalı banka arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, kendisinin de bu sözleşmenin garantörü olarak ayrıca sözleşme imzaladığını, sözleşmede tarih ve limit gösterilmediğini, her ne kadar … sözleşmesi olarak yazılmış ise de aslında kefalet sözleşmesi olduğunu ve sözleşmede kefalet miktarı gösterilmediği için geçersiz bulunduğunu, kredi kartı kullanımından doğan borcun ödenmemesi üzerine davalının kendisine ve asıl borçluya karşı takip başlattığını, icra tehdidi altında borcun 500.000.000 TL’sini ödediğini, ayrıca kalan borcu 400.000.000 TL ‘den 6 taksitte ödeyeceğine dair taahhüt imzalamış ise de bu taahhüdün de geçersiz olduğunu ileri sürerek ödediği 500.000.000 TL’nin tahsili ile bakiye borçtan sorumlu olmadığını tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, icra takibine itiraz etmediği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümü, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kefalet sözleşmesi mi, yoksa … sözleşmesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davalı banka ile dava dışı … … arasında 8.2.1999 tarihinde kredi kartı üyelik sözleşmesi imzalanmış ise de davacının, bu sözleşmede ismi ve imzası bulunmamaktadır. Anılan sözleşmeye atıf yapılarak davalı banka ile davacı arasında tarihsiz olarak “… Sözleşmesi” adı altında yeni bir sözleşme daha imzalanmış olup, bu sözleşmenin …
kısmında “Şubeniz ile … … arasında imzalanan … tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğmuş ve doğacak tüm borçları, herhangi bir limite bağlı olmaksızın….. … etmeyi kabul ve taahhüt ederim.” denilerek, … veren sıfatıyla limitle sınırlı olmaksızın bu kartın kullanılmasından doğacak tüm borçların ödenmesi taahhüt altına alındığı ve bu matbu beyanın altının davacı tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacının altını imzaladığı bu beyanda kullanılan sözcük ve deyimler ilk bakışta bir … aktinin oluştuğu intibaını bırakıyor ise de sadece bu deyim ve sözcüklere dayanılarak sözleşmenin yorumlanması doğru olmaz. Nitekim, 11.6.1969 … ve 4/6 sayılı İBK da da Banka Teminat Mektuplarında kullanılan “kefalet” sözcüğünün kefillik amacını gütmediği vurgulanmıştır.
Davaya konu olayda davacının … beyanı kredi kartı üyelik sözleşmesinden ayrı olarak alınmış ve bu beyanın (1) maddesinde de kredi tartı üyelik sözleşmesine yollama yapılarak bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak borçları için davacının asıl borçluya teminaten anılan belgeyi imzaladığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacının … beyanını asli unsur olmaktan çıktığının ve feri nitelikte olan kefalet amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 4.7.2001 tarih ve 2001/19-534 sayılı kararı da bu yöndedir. Davada dayanılan sözleşmede borç limiti de gösterilmediğinden davacının geçerli bir kefaletinin varlığından da söz edilemez. Diğer taraftan mahkemece, davacının davaya konu borcu icra takibine itiraz etmeden ödediği ve bu nedenle ödediğini isteyemeyeceği gerekçe gösterilerek dava reddedilmiş ise de haciz esnasında icra tehdidi ve baskısı altında davacı talep edilen parayı ödemek durumunda kalmıştır. O halde ödenen paranın rızaen ödendiğinden bahsedilemez. Bu nedenle davacı ödediği parayı istemekte haklıdır. Davacı dava dışı kredi kartı hamilinin borcundan sorumlu tutulamaz. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu hususlar göz ardı edilerek aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.5.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.