Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3431 E. 2007/3886 K. 09.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3431
KARAR NO : 2007/3886
KARAR TARİHİ : 09.04.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.06.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması ve yola elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Eldeki davada; davacı 65 parsel sayılı taşınmazının genel yola çıkışının olmadığını belirterek 62 parsel sayılı taşınmaz üzerinden yol verilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hükmü davalı 62 parsel maliki temyiz etmiştir.
Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bu nedenle geçit yeri saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmeli, davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun geçit yeri belirlenmelidir. Burada genel bir ilke olan “fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Somut olayda davacı, 62 parselden geçit yeri istemiş, mahkemece başka bir alternatif araştırması yapılmaksızın istem hüküm altına alınarak davacının sübjektif arzusuna değer verilmiştir. Oysa izlenen 29.06.2006 günlü krokiden geçit hakkı kurulan 7 nolu alternatifin davalının taşınmazı üzerinde bulunan evinin merdiveninin bir kısmının yıkılması sonucunu gerektirdiği görülmektedir. Dava dışı 64 parsel ile davalıya ait 62 parselin ortak sınırından da geçit kurulabileceği ve bu geçidin her iki taşınmaza da zarar vermeyeceği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece dava 64 parsel malikine de yöneltilmeli, bu parsel maliki harçlı dava dilekçesi ile davaya katılmalı veya aleyhine ayrı bir dava açılırsa bu dava dosyası ile birleştirilmeli 62 ile 64 parselin ortak sınırından geçit verilip, verilemeyeceği üzerinde durulmalı, bu şekilde davacının geçit ihtiyacı ” fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibine uygun giderilmelidir.
Kabule göre de; 07.04.2006 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi yörede taşınmazların değerinin 70 YTL/ m² olduğu bildirdiği halde mahkemece belediyeden temin edilen emlak vergisine esas rayiç değer üzerinden geçit bedeli hesaplanarak, depo ettirilip hüküm altına alınması ve davalı taşınmazından geçen geçit nedeni ile davalıya ait merdivenin yıkılması ve istinat duvarının yapılması külfetinin davalıya bırakılması doğru olmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere ” fedakarlığın denkleştirilmesi” prensibi uyarınca saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak günün rayiç değerlerine göre belirlenmeli ve buna göre hesaplanacak bedel depo ettirilerek hüküm altına alınmalı, kurulan geçit külfetine katlanma yükümlülüğü altına giren ve mülkiyet hakkı sınırlanan davalıya ayrıca evine ait merdiveni yıkma ve istinat duvarı yapma yükümlülüğü yüklenmemelidir. Bütün bunlar gözetilmesizin verilen karar bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 09.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.