Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/12850 E. 2009/14665 K. 24.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12850
KARAR NO : 2009/14665
KARAR TARİHİ : 24.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.01.2003 gününde verilen dilekçe ile sınır tespit ve elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 13.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne tebliğ gideri olmadığından duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy, kendi idari sınırları içerisinde kalan ve kadim kullanımlarında bulunan sahaya davalı köyün haksız elattığını, elatmanın kaldırılması ile bu yerin köyleri idari sınırları kapsamında kaldığından tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı köy tüzel kişiliği ise, üzerinde çekişme yaratılan taşınmaz bölümünün kendi köyleri sınırları içersinde bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişinin krokisinde kırmızı renkle taralı olarak gösterilen yerin davacı … idari sınırları içerisinde olduğunun tespitine, bu alanın her iki köyün ortak kullanım ve yararlanmalarına terkine, diğer isteklerin reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Burada öncelikle belirtilmesi gereken husus köy idari sınırlarının tespitinde genel mahkemelerin yetkili olmadığıdır. Çünkü köy idari sınırlarının belirlenmesi görevi idari mercilere aittir. Mahkemenin bu saptamayı bir yana bırakarak idari makamların görevine giren bir konu hakkında hüküm kurması doğru değildir.
6831 sayılı Orman Kanununu hükümlerine göre Devlet ormanlarında yapılacak her türlü faaliyeti belirleme yetkisi orman idaresine aittir. Başka bir anlatımla bu gibi durumlarda uygulama yapacak olan yetkili orman işletme müdürlüğünün yasa hükümlerine göre yaptığı tercih önem kazanmaktadır. Dava konusu yerin, bir köyün idari sınırları içerisinde kalmasının önemi yoktur.
6831 sayılı Orman Kanununun “otlak ve mera işleri” başlıklı 20.maddesinde “Devlet ormanları içinde bulunan yaylak, kışlak ve otlaklarla sulama yerlerinde hakları olanlardan buralara hayvanlarıyla yahut hayvansız olarak girip çıkmak isteyenlerin bu yerlere orman idaresinin göstereceği yollardan geçmeye ve ormanlara zarar vermemeye matuf tedbirlere riayete mecbur oldukları” yine aynı yasanın 21.maddesinde “Devlet ormanlarındaki otlaklara dışardan toplu olarak veya sürü halinde hayvan sokulup otlatılması, tanzim olunacak planlara göre orman idaresinin iznine bağlı olduğu, planların otlak zamanından evvel tanzim edilerek orman işletme müdürlüklerince tasdik olunacağı” hükümlerine yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, çekişmeli alanın devlet ormanı olduğu orman bilirkişisi tarafından saptanmıştır. Tüm çekişme yerel bilirkişi ve tanıkların orman içi otlakiye olduğunu ifade ettikleri bu alandan hangi köyün yararlanacağı noktasındadır. 6831 sayılı Orman Kanununun 20. ve 21. maddeleri hükümleri birlikte değerlendirildiğinde bu tür faaliyetlerin ancak orman işletme müdürlüklerinin izni ile gerçekleştirilebileceği görülmektedir. Kısaca, Devlet ormanı içinde bulunan bu gibi yerler üzerinde taraf köylerden birinin üstün hakkı olmayıp yararlanmaları orman işletme müdürlüğünün izni ile mümkündür.
Yapılan bu saptamalara göre mahkemece dinlenme olanağı olmayan davanın reddine karar verilmesi yerine dava yazılı bazı gerekçelerle kısmen kabul edildiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 24.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.