Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2009/12785 E. 2009/14570 K. 24.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12785
KARAR NO : 2009/14570
KARAR TARİHİ : 24.12.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.04.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine 1019 sayılı mera parselinin ifrazı ile oluşan 2489 sayılı parselin mera olduğunu, öncesi mera olan bir yerin özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceğini, 2489 sayılı parsele ilişkin imar düzenlemesi sonucu davacı adına tesis edilen 267 ada 17 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazı tapudan iyiniyetli olarak satın aldıklarını savunmuşlar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalılara ait payların mera parselinden gelmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile özellikle 21.04.2009 tarihli bilirkişiler raporunda 267 ada 17 parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu ifrazen oluşan bir kısım parsellerin 79.000 m2 yüzölçümündeki mera vasıflı 1019 sayılı parselden geldiği, 1996 yılında 2981 sayılı Yasanın 10/c maddesine göre yapılan uygulamadan şuyulandırma işlemi sonucu tescil edildiği, uygulamanın onaylanmasına ilişkin 17.05.1996 tarihli belediye encümen kararının iptali için Hazine tarafından idare mahkemesine dava açıldığı, Bursa 1. İdare Mahkemesinin 10.05.2002 tarihli ve 2000/624-2002/526 sayılı kararıyla işlemin iptalinin hüküm altına alındığı, kararın 08.10.2002 tarihli kesinleştiği anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, evveliyatı 1019 numaralı mera parseli olan taşınmaza ait 2981 sayılı kanunun 10/c maddesi uyarınca belediye tarafından yapılan uygulama işlemleri idari yargı yerinde iptal edilmiş, iptale ilişkin idari yargı kararı da kesinleşmiştir.
Eldeki davada öncelikle bu aşamadan sonra ne gibi bir hukuki gelişme olacağı sorusu üzerinde durmak gerekir. Yapılan şuyulandırma işlemi iptal edilince ve iptal kararı kesinleşince kuşkusuz taşınmazların önceki parsellerine dönmesi ve bunu sağlayacak geriye dönüş cetvellerinin hazırlanması gerekecektir. Geriye dönüş düzenlemesi kesinleştiğinde ise tapu sicil müdürlükleri evvelki parsellere dönüşü sağlayan yeni bir tescil işlemi yapacaktır. Geriye dönüşe neden olan işlem ise kesinleşmiş yargı kararıdır. Ne var ki, mahkemece, belediye tarafından İdare Mahkemesinin keşinleşen hükmü uyarınca geriye dönüş işlemlerinin yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır.
Bir davanın açılmasından sonra dava konusu olan bir hakkın bir başkasına (üçüncü bir kişiye) devredilmesi (temlik edilmesi) veya yasadan kaynaklanan zorunluluklarla müdeabihe sonradan bir başkasının malik olarak davanın taraflarının müddeabih üzerinde tasarruf yetkisinin kalmaması mümkündür. Bu gibi durumlarda ne gibi iş ve işlemler yapılacağı HUMK.nun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Gerçekten, çekişme konusu 267 ada 17 parsel sayılı taşınmaz yasal nedenlerle ve geriye dönüş cetvellerinin kesinleşmesi sonucu davalıların elinden çıkarsa dava konusu üzerinde davalıların taraf sıfatı kalmayacaktır. Bu durumda da mahkemenin davacıya HUMK.nun 186. maddesindeki hangi seçeneği tercih edeceğini sorup saptadıktan sonra buna göre işlem yapması gerekecektir.
Bütün bu anlatımlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; idari yargı kararı üzerine belediyece yapılması gereken geriye dönüş cetvelleri işlemlerinin geldiği aşamayı tespit etmek, kesinleşti ise geriye dönüş cetvellerini ve çekişme konusu taşınmazın tapu kaydını getirmek, kayıt malikinde değişiklik olduysa yukarıda sözü edilen yönteme uygun işlem yapmak, davacı Hazinenin mera iddiasını gerçek hasım huzurunda inceleyip sonuçlandırmak olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak bu aşamada davalının gerçek hasım olup olamayacağı yönü üzerinde durulmaksızın çekişmenin esasının incelenmesi doğru görülmediginden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesi gerekmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, (2) bentte yazılan nedenlerle de davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 24.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.