YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13388
KARAR NO : 2009/14230
KARAR TARİHİ : 16.12.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.12.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, tazminat, karşı davacı … tarafından verilen dilekçe ile de meni müdahale, kal, tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 29.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 1974, 1979 ve 1985 tarihlerinde dava dışı … Kılavuzdan haricen satın aldıkları taşınmazın bir kısmına ev yaptıklarını bir kısmını da bahçe olarak kullandıklarını, satın alma tarihinden itibaren herhangi bir müdahele ile karşılaşmadıklarını, 34 parsel numaralı taşınmazın yapılan imar uygulaması sonucunda dava konusu yerlerin 128 ada 3 ve 12 parsellerde kaldığını, bu taşınmazların da davalı … adına tescil edildiğini belirterek 3 parselin ve 12 parselin de 118.67 metrekarelik kısmının öncelikle harici satın alma ve zilyetliğe, olmadığı takdirde TMK.nun 724. maddesine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile adlarına tescili isteğinde bulunmuşlar, 22.5.2009 tarihli oturumdaki beyanları ile de 12 sayılı parsele yönelik istemlerinin sadece bedele ilişkin olduğunu belirtmişlerdir.
Karşı davacı …, davalıların herhangi bir yasal hakka dayanmayan elatmalarının önlenerek yapının yıkılmasını, mümkün olmadığı takdirde de bedeli karşılığından binanın kendisine bırakılmasını istemiştir.
Davalılardan … açılan davayı kabul etmiştir.
Davalı/K.davacı … ise, dava konusu 34 parsel numaralı taşınmazdaki hissesinin tamamının …’tan gelmediğini, taşınmazda babasından intikal eden ve diğer mirasçılardan satın alarak edindiği payları bulunduğunu, usulünce yapılmış taksim sözleşmesi bulunmadığından paydaş …’ın tek başına yaptığı harici satış sözleşmelerinin geçerli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacılar Emine ve Fazlı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davalı/k.davacı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali tescil ve tazminat istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 684. ve 718.maddeleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi Türk Medeni Kanununun 722, 723. ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Konunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.
Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde diğer koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.
Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona yada onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak bina sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.
Malzeme sahibinin Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi için aranması gereken ilk koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır;
Türk Medeni Kanununun 724.maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3.maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını yada yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Davacılar imar uygulamasından önce 34 parsel numarasını alan taşınmazın bir kısmını taşınmaz paydaşlarından …’tan haricen satın aldıklarını, iyiniyetle bina yaptıklarını, uzun yıllardır kullanımlarında olduğunu belirterek tescil isteğinde bulunmuşlar, mahkemece de bu istek hüküm altına alınmıştır. Ancak dosyaya sunulan tapu kayıtları dayanakları ile incelendiğinde 1979 tarihi itibarıyla taşınmazın …, …, …, … ve … adına paylı olarak kayıtlı olduğu, bu paydaşlar arasında resmi olarak yapılmış bir taksim sözleşmesinin varlığının kanıtlanamadığı, davacıların dayanağı olan satış sözleşmelerinin tarafının paydaşlardan sadece …’ın imzasını taşıdığı, …’ın … dışında da mirasçıları bulunduğu anlaşılmakla içeriği yukarıda açıklanan sübjektif iyiniyet koşulunun gerçekleştiğinin kabulüne olanak yoktur. Belirtilen nedenle tapu iptal ve tescil isteğinin kabulü yerinde görülmemiştir.
Davacıların 12 sayılı parsele yönelik bedel istemlerine gelince; TMK.nun 599. maddesi gereğince mirasçılar, yasa gereğince mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanmakla birlikte ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
Mahkemece 12 parsel numaralı taşınmaza ilişkin istem yönünden, ödenen bedelin güncel değerinin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye aykırı olarak davalıların, murisin borçlarından miras payları oranında sorumlu oldukları gözetilmeyerek tümünün davalılardan tahsili yönünde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bu nedenle de davalı … yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine .16.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.