YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13230
KARAR NO : 2009/14610
KARAR TARİHİ : 24.12.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.01.2008 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı, ipoteğin geçerliliği için sulh mahkemesi hakiminin onayının gerekmediğini, davacının lehine işlem yaptığı … İletişim Tic. Ltd. Şirketinden alacaklı olduklarını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; incelenen ve ipotek aktinin çerçevesini tayin eden 17.02.2000 tarihli resmi akit tablosu içeriğinden ipoteğin “doğmuş veya doğacak tüm borçlara teminat olmak üzere” ileride gerçekleşecek veya
gerçekleşmesi muhtemel olan bir alacak için tesis edildiği görülmektedir. Bu haliyle ipotek, azami meblağ (üst sınır ipoteği) ipoteğidir. Türk Medeni Kanununun 851 ve 881. maddelerinde ifadesini bulan azami meblağ (üst sınır) ipoteğinde alacağın ulaşacağı miktar önceden belirsiz olduğundan taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda gösterilen limitle sınırlanabilir. Türk Medeni Kanununun 875.maddesinde belirtilen ve ipotekle teminat altına alınan ana borç, gecikme faizi, icra takip giderleri ve taraflarca kararlaştırılan eklentilerden oluşan borcun toplam miktarının bu limiti aşması olanaklı değildir. Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1989 tarihli 1989/11-294 E. – 1989/378 sayılı kararında da yukarıdaki kural benimsenmiştir. Bu kural uyarınca üst sınır ipoteğinde alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı saptanmaktadır. Bu şekilde rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmektedir.
Öte yandan, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden borçlu … İletişim Tic. Ltd Şirketinin tasfiyeye tabi tutulduğu, tasfiye memurluğunca, tasfiye bilançosunun düzenlendiği de anlaşılmaktadır. Mahkemece borçlu şirkete ait tasfiye memurluğundaki dosya getirtilmemiştir. Bunun gibi borçlu şirket aleyhine icra takipleri olduğu bildirildiği halde bu dosyaları da getirtilip incelenmemiştir. Diğer taraftan, borçlu şirkete ait ticari ilişkinin sürdürüldüğü dönemlere ait tüm ticari defter ve kayıtları HUMK’nun 326. maddesinden yararlanarak istenmemiş, alacak borç ilişkisi hakkında sadece davalı şirketin ticari defterlerini inceleyen bilirkişi raporu ile yetinilmiştir. Oysa, Türk Ticaret Kanununun 82. ve devamı maddeleri gereğince defterlerin delil olması için her iki yanın tacir olması, uyuşmazlığın ticari işlerden çıkması, en önemlisi taraflara ait defter kayıtlarının birbirini teyit etmesi veya yasanın 86. maddesinde gösterilen durumun ortaya çıkmış olması gerekir. Kısaca, mahkemece bir yanın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle alacak borç ilişkisi hakkında hükme varma olanağı yoktur.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, borçlu şirkete ticari defter ve kayıtlarının ibrazını emretmek, tasfiye memurluğundaki borçlunun tasfiyesine ilişkin dosyayı getirtmek, borçlu hakkındaki takip dosyalarını celp etmek, teminat asıl alacağı ve alacaklı icra takibi yaptığından takip giderleri ile temerrüt faizlerini kapsadığından bunları tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde dayanak belgeleri ile birlikte bilirkişilere inceletip hesaplatmak, diğer taraftan borçlu şirketin ödeme savunması bulunduğundan bu ödemeleri de aynı şekilde tespit etmek olmalıdır.
Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hüküm açıklanan bütün bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 24.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.