Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/9693 E. 2007/11255 K. 02.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9693
KARAR NO : 2007/11255
KARAR TARİHİ : 02.10.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 6.10.2004 gününde verilen dilekçe ile tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.9.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 404 parsel sayılı taşınmaz maliki davalıya ait 403 numaralı parseli kendi taşınmazına 1050 metrekare tecavüzlü olduğunu ileri sürerek 403 ve 404 parseller haritasının düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece 403 parsel yüzölçümünü 20598, 404 parsel yüzölçümünün ise 12784 metrekare olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Taraflara ait 403 ve 404 parsellerin öncesi 240 parsel olduğu, 240 parselin 14.01.1976 tarihinde rızai taksim sonucu 7 parçaya ifraz edildiği, ifrazın krokiye dayandığı, ifraz sonucu 404 parselin davacı 403 parselin davalı adına tescil edildiği, dosya kapsamına göre de hatanın tescil işlemi yapılırken ifraz krokisi uygulanmasından kaynaklandığı görülmektedir. Bilirkişiler uygulamanın çizdikleri krokide 131 numaralı nokta olarak gösterdikleri işaretin kadastro paftasına tersimatında yanlışlık yapıldığını saptamıştır.
Gerçekten, “hataların düzeltilmesi başlıklı” 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun değişik 41. maddesine göre kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerde geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazların ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplarından … hatalar ilgililerin başvurusu veya kadastro müdürlüğünce resen düzeltilebilir. Müdürlüğün düzeltme yapması halinde düzeltme kararı taşınmaz maliklerine tebliğ edildikten sonra aleyhine düzeltme yapılanlar düzeltmenin kaldırılması için Sulh Hukuk Mahkemesine dava açabilir. Somut olayda, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesinde öngörülen yönteme uyulmadığından düzeltmenin anılan hüküm çerçevesinde mahkemece yapılması olanağı yoktur. Zira, Sulh Hukuk Mahkemesine ancak müdürlükler tarafından yapılan düzeltmelerin kaldırılması için dava açılabilir.
Diğer taraftan; orta yerde düzeltmeyi gerektiren müdürlük işlemi varsa başka bir anlatımla, tescil, kütük üzerinde belgelere aykırı yapılmışsa bu aykırılığın giderilmesi Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesindeki prosüdür çerçevesinde müdürlüğün talep etmesi üzerine defterdarlık veya mal müdürlüğü tarafından açılacak davada istenebilir. Her iki koşulda da davacı gerçek kişinin açtığı düzeltme davasının dinlenme yeri yoktur.
Mahkemece değinilen bu yönler bir yana bırakılarak yasal gerekçesi de gösterilmeden istemin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 02.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.