Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/15987 E. 2007/936 K. 06.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/15987
KARAR NO : 2007/936
KARAR TARİHİ : 06.02.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.04.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen 21.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 05.12.1939 tarih, no 5’de kayıtlı taşınmaza, davalılarca yol olarak kullanılmak sureti ile müdahalede bulunulduğunu belirterek davalıların müdahalelerinin men’ini istemiştir.
Davalılar, davacının aynı istem ile açtığı davanın daha önce reddedildiğini ve bu kararın kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
HUMK’nun 237. maddesi gereğince davada kesin hükümden söz edebilmek için tarafların, dava konusu ve sebebinin aynı olması, daha önce yargılama yapılarak bu konuda hüküm verilmesi ve bu hükmün kesinleşmiş olması gerekir. Mahkemenin kesin hüküm olarak dayandığı Şebinkarahisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/54-110 E.K. sayılı dava dosyasında davacı … tarafından aynı yer ile ilgili davalı …..,Muhtarlığı aleyhine el atmanın önlenmesi istemiyle dava açılmış, yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinden onanarak, 14.04.2005 tarihinde kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Sözü edilen dosya ile eldeki dava dosyasında davacı ve dava konusunun aynı olmasına rağmen davalı tarafın aynı olmadığı, köy muhtarlığı ile birlikte bir kısım özel şahıslarında davalı olarak gösterildiği böylece kesin hükmün oluşabilmesi için her iki davada tarafların aynı olması koşulunun söz konusu olmadığı anlaşıldığından kesin hükmün varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca mahkemece taraf delilleri toplanarak gerekli inceleme ve araştırma yapılarak esasının incelenmesi yerine yanlış değerlendirme ile kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.