Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/7960 E. 2007/8521 K. 02.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7960
KARAR NO : 2007/8521
KARAR TARİHİ : 02.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.08.2005 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil ve tazminat karşı davada alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; ferağa icbar davasının kabulüne, tazminat davasının kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 29.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ve karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, mahrum kalınan kira kaybı alacağının tahsili, karşı dava ise alacaklı temerrüdü nedeniyle yapılan yönetim giderlerinin istirdatı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece 5000/1,033000 arsa payının davacılar lehine ferağ icbarına gecikme tazminatı isteminin kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Üzerine bina yapılan 1044 ada 3 parsel sayılı taşınmaz tapuda arsa niteliği ile davalı … adına kayıtlıdır. Taraflar arasındaki 2007/7960-8521
16.06.2004 günlü biçimine uygun düzenlenmiş taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile vaad borçlusu davalı yapının üçüncü katında bulunan konut niteliğindeki bağımsız bölümü davacılara satış vaadinde bulunmuştur. Sözleşmede satımı vaad olunan bağımsız bölüm kesin satış işleminin yapıda kat mülkiyeti kurulduktan sonra 2004 yılının Aralık ayı sonuna kadar yapılacağı aksi halde vaad alacaklılarının uğrayacağı her türlü zararın vaad borçlusu tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır. Gerçekten bu hükümden dava konusu bağımsız bölümün davacı vaad alacaklılarına en geç 2004 yılı sonuna kadar teslim edileceği ancak bağımsız bölüm ferağ işleminin yapıdaki kat mülkiyeti kurulmasından sonra yapılacağı sonucu çıkmaktadır.
Borçlar Kanunun 149. maddesi hükmüne göre; bir akdin mevzusunu teşkil eden borcun mevcudiyeti meşkuk bir hadisenin tahakkukuna bağlanmış ise o akit şarta bağlı akit olur ve şarta bağlı akit, ancak şartın tahakkuku anından itibaren hüküm ifade eder. Hal böyle olunca; davacılar henüz kat mülkiyeti kurulmamış binadan satın alma vaadine dayanarak bu aşamada tescil talebinde bulunamaz. Davacıların tescil talebine yönelik istemleri bu nedenle reddolunmalıdır.
Kabule göre de;
Üzerine bina yapılan davalının maliki olduğu 1044 ada 3 parsel tapuda halen arsa niteliği ile kayıtlıdır. Davacılar binanın üçüncü katındaki bağımsız bölümün adlarına tescilini istediğine yapıda kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulmadığına göre mahkemece yerinde keşif yapılarak yapının tasdikli projesine uygun şekilde ileride kurulacak kat irtifakına esas bağımsız bölümlere düşecek arsa payının ne olduğu bilirkişilere hesaplattırılıp, davacılar adına bulunacak arsa payının tescili yerine istemin yasaya ve somut olaya uygun düşmeyen arsa payı üzerinden hüküm altına alınması yanlıştır.
Diğer taraftan; hükmün infazda duraksama yaratmayacak biçimde HUMK.nun 388 ve 389. maddelerine uygun kurulması gerekirken, hüküm fıkrasının tapuda infazında tereddüt doğuracak şekilde yazılması, T.C Anayasasının 141 ve HUMK.nun 388. maddeleri hilafına karşı davanın reddi gerekçesinin karar yerinde gösterilmemesi de doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. numaralı bent gereğince hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.