YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11096
KARAR NO : 2009/12606
KARAR TARİHİ : 10.11.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.04.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, davalının dere yatağına çeşme yapmak ve paylı malik olduğu 301 ve 306 sayılı parsellerden bu çeşmeye su getirmek, için boru geçirmek suretiyle yaptığı yersiz el atmanın önlenmesine, çeşmenin ve boruların kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece zarar unsuru gerçekleşmediği ve komşuluk hukuku gereğince davacının bu duruma katlanması gerektiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dereler ve yatakları Türk Medeni Kanununun 715. Ve Kadastro Kanununun 16/C maddeleri hükümleri gereğince kimsenin mülkiyetinde olmayan ve özel mülke konu teşkil etmeyecek yerlerdendir. Bu gibi yerlerden aktif olmadığı dönemlerde herkesin yol olarak yararlanma hakkı vardır.
Çekişme konusu 306 ve 301 parsel sayılı taşınmazlar ise çapa bağlı ve tapuda kayıtlıdır. Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmü gereğince tapuda kayıtlı bir taşınmaza malik olan kimse o taşınmazı dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Eğer malına haksız elatılmışsa her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Taşınmazlardaki mülkiyet onların altını da kapsar.
./..
2009/11096-12606 -2-
Somut olayda; bilirkişiler davalının dere yatağına çeşme yaptığını ve 301 ve 306 sayılı parsellerden boru geçirdiğini saptamıştır. Bu durum dere yatağına ve davalının tapulu taşınmazına elatıldığının gösterir. Davacının bunun dışında başkaca zarara uğradığını kanıtlaması gerekmez. Mahkemece, hukuka uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.