YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6152
KARAR NO : 2010/4112
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin davalının gönderdiği 06.02.2007 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini, müvekkilinin davalıya ait ürünleri iade ettiğini, davalıdan olan 23.540.16 YTL alacağın ödenmesi için davalıya ihtarname gönderildiği halde davalının müvekkilinden iade edilmeyen ürün bedeli ve vade farkı alacağı olduğunu, bunların mahsubu sonucu yalnızca 923.18 YTL borçlu olduğuna dair ihtarname gönderdiğini ileri sürerek fazlaya ilişin haklarını saklı tutarak 7.000.00 YTL’nin sözleşmenin feshi tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 01.12.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 14.956.00 YTL daha artırarak 21.496.00 YTL’ye çıkarmıştır.
Davalı vekili sözleşmenin feshinden sonra davacının müvekkilinden 23.540.00 YTL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacının 570 adet ürünü iade etmemesi nedeniyle davacıya 16.434.00 YTL’lik fatura kesildiğini, yine davacının süresinde ödemediği borcundan dolayı 4.956.00 YTL’lik vade farkı faturası düzenlendiğini, bunların mahsubu sonucu müvekkilinin davacıya 923.18 YTL bakiye borcu kaldığını, bunun da davacıya ödendiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıdan 21.496 TL alacaklı bulunduğu, davalının 570 adet ürünün iade edilmediğine ilişkin düzenlediği 16.540 TL’lik faturanın yasal dayanağının bulunmadığı, iade edilmediği öne sürülen mallara ilişkin fatura ve noter ihtarnamesinin davacıya tebliğ edilmediği, davacının cari hesap alacağının ödenmesi için davalıya gönderdiği ihtarnamenin tebliği sonucu davalının 16.06.2007 tarihinde temerrüde düştüğü, davalının kabul ettiği 923.18 YTL’yi davacıya ödediğine ilişkin bir kaydın davacı defterlerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 21.496 TL’nin 7.000 TL’sine 16.06.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline, ıslah edilen miktar olan 14.496 YTL için faiz talebinde bulunulmadığından bu yönde hüküm oluşturulmamasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davalı taraf davacıdan vade farkı alacağı olduğunu iddia etmektedir. Mahkemece taraflar arasında vade farkı alacağına ilişkin sözleşme veya teamül bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirdi.
2- Davacı iade faturası kestiğini ve davalıya gönderdiğini belirtmiş, davalı ise davacının iade ettiğini iddia ettiği gibi malların tümünü iade etmediğini, iade edilmeyen malların bedelinden dolayı alacak hakkı doğduğunu belirtmiştir. Mahkemece öncelikle davacının iade ettiğini iddia ettiği malların iade faturasında belirtildiği şekilde nitelik ve miktar olarak davalıya teslim edilip edilmediği üzerinde yeteri kadar durulmadan hüküm oluşturulmuştur.
3-Davalının davacıya 923.18 YTL’lik ödeme yaptığını belirtip buna ilişkin dekont ibraz etmesine rağmen bu belgenin dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi mahkemece varsayıma dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunun hükme dayanak alınması da doğru değildir. Bu durumda mahkemece yukarıdaki bentlerde ve bu bentte açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak yeniden konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine de elverişli rapor alınarak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1),(2),(3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,07.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.