Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/3110 E. 2010/939 K. 03.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3110
KARAR NO : 2010/939
KARAR TARİHİ : 03.02.2010

Mahkemesi :Sulh HukukMahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkilinin bankadaki 1.840.95 USD’lik mevduatının başka kişilerce bankadan çekilerek kapatıldığını, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın % 40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hesabın kapatılması sırasında davacının kimlik bilgilerini ibraz ettiğini, aksi halde paranın ödenmesinin mümkün olmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı bankanın davacıya ait ve henüz vadesi gelmemiş 1.840.95 USD’yi üçüncü kişiye ödediğinin sabit olduğu, bilirkişi raporunda davacının kimlik belgesini özenle saklamadığı ve bu nedenle % 50 oranında kusurlu olduğu belirtilmişse de dava dosyasında bu görüşü destekleyen bir delil bulunmadığı, banka çalışanı hakkında olay nedeniyle açılan ceza davasında beraat kararı verilmesine rağmen bu kararın banka tarafından temyiz edildiği belirtilerek davanın kabulüne, takip tarihinden itibaren takip konusu asıl alacağa avans faizi tahakkuk ettirilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu paranın 3. kişi tarafından çekildiği tarihten itibaren en yüksek banka mevduat faizinin uygulanması suretiyle tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, mevduatın çekildiği tarihten takip tarihine kadar avans faizi işletilmiş, takip tarihinden itibaren de asıl alacağa avans faizi tahakkuk ettirilmesine hükmedilmiştir. Vadeli mevduatın 3. kişi tarafından çekilmesi hâlinde, vade tarihine kadar hesap cüzdanında belirtilen mevduat faizine, vadeden sonra ise davacının tacir olması hâlinde avans faizine, tacir değilse yasal faize hükmedilmelidir. Mahkemece, bu yönler gözetilerek Yargıtay denetimine elverişli şekilde alanında uzman hesap bilirkişisinden rapor alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.2.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.