Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/2395 E. 2013/7261 K. 22.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2395
KARAR NO : 2013/7261
KARAR TARİHİ : 22.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Birleşen Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/381 E. sayılı davasında davacı vekili; davacının davalı şirkette çalışmakta iken işten çıkartıldığını, işe başladığında patronu Sadık Mermer’e verdiği boş senedin Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12339 Esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, işten çıkartıldığı sırada tüm alacaklarının ödendiğine ilişkin belge imzalatıldığını, ardından senedin doldurularak takibe konulduğunu, …, … ve … isimli şahısların patron Sadık Mermer’in akrabası olduklarını, diğer çalışanlarla ilgili senetlerin de aynı şekilde takibe konulduğunu, senetlerde nakden ibaresinin bulunmasına rağmen böyle bir para verilmediğini, keza iki sene öncesine ait senetle ilgili hem para verilip hemde maaşlardan kesinti yapılmayıp beklendiğini, bunun da senetlerin işe girerken verildiğini gösterdiğini belirterek takip nedeniyle 20.826,67 TL ile ferileri kadar borçlu bulunmadıklarının tespitine, terditli istem olarak ödeme gerçekleştiği takdirde istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/398 E. sayılı davasında davacı vekili; diğer birleşen dava davacısı ile aynı iddiaları ileri sürerek Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12340 sayılı dosyasında aleyhine yapılan takip nedeniyle 20.576,67 TL ile ferileri kadar borçlu bulunmadıklarının tespitine, terditli istem olarak ödeme gerçekleştiği takdirde istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/398 E. sayılı davasında davalı … vekili; davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatleri bulunmadığını, senetlerin faizsiz olarak verilmiş borçlar nedeniyle alındığını, senetlerin işe girildiği sırada verilmiş senetler olmadığını, davalının da bir dönem davalı şirkette çalıştığını, bu süre içinde zaman zaman borç paralar verdiğini, davacının borçlarına karşılık iki ayrı senet düzenlenerek davalıya verildiğini, yazılı belge ile davanın kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddine ve davacının % 40 oranında icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/398 E. sayılı davasında davalı …; … tarafından düzenlenen ve kendisinin lehdar olduğu senedin …’a kendisi tarafından ciro edildiğini, senedin davacıya verdiği borç para nedeni ile tanzim edildiğini, senedin işçinin işe alındığı sırada teminat niteliğinde alınmış olmadığını, tanık dinletilmesine muvafakatleri olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/381 E. sayılı davasında davalı …; davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatleri bulunmadığını, senetlerin faizsiz olarak verilmiş borçlar nedeniyle alındığını, senetlerin işe girildiği sırada verilmiş senetler olmadığını, davacının borçlarına karşılık adına tanzim edilen senedin diğer davalıya ciro edildiğini, davacı yanın işten ayrılmasından önce şirketteki ortaklığının son bulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İhbar olunan şirket temsilcisi; şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatleri bulunmadığını, davacıdan ve diğer çalışanlardan boş senet alınmadığını, davalı …’in şirket çalışanı, diğer davalıların da şirket yetkililerinin akrabası olduklarını, ancak senetlerde şirketin yer almadığını, … ve …’in ayrı tarihlerde işlerine son verilerek tüm yasal haklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklı tarafa düştüğü, davalıların senetlerdeki miktarların borç olarak senet lehdarı tarafından verildiğini kanıtlaması gerektiği, ekonomik yönden zayıf olan işçinin işveren şirketle veya yöneticisi ile alacak verecek ilişkisine girerek senet vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, borçlu davacıların … Lojistik Taşımacılık A.Ş.’de işe girdikleri sırada verdikleri senetlerin ihbar olunan şirketçe alınarak şirketin ortaklarına ve yakınlarına ciro edildiği, senetlerin davacıların işe girdiği sırada alınan senetler olduğu, senetlerin teminat senedi niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davacıların davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, icra dosyasında yapılan ödemenin istirdatına karar verilmiş, hüküm birleşen davanın davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava konusu senetler nakden düzenlenmiş olup birleştirilen davaların davacıları bu senetlerin dava dışı ihbar edilen şirkette işe girerken boş olarak verildiğini, ancak sonradan anlaşmaya aykırı şekilde davalılardan … ve …’in isimleri lehtar hanesine yazılarak doldurulup daha sonra da birleşen davaların diğer davalısına ciro yoluyla temlik edildiğini iddia etmişlerdir.
Birleşen davaların davalıları (senetlerde lehdar olan) … ve … savunmalarında, senetlerin verilen borç para karşılığı düzenlendiğini, iddiaların yerinde olmadığını belirtmişlerdir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere davada işveren olduğu iddia edilen şirket taraf olmadığından davaya genel mahkemede bakılmasında görev yönünden isabetsizlik bulunmamaktadır.
6762 sayılı TTK’nın 592. maddesi uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece dava konusu senetlerin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını birleşen davaların davacılarının senede karşı senetle ispat kuralı gözetilerek yazılı delille ispatla yükümlü oldukları, başka bir anlatımla somut olayda ispat yükünün birleşen davaların davacılarında olduğu gözetilmeden ispat yükünün tayininde yanılgıya düşülerek somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.