YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5532
KARAR NO : 2011/3134
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalılar vekilince adli müzaharet talepli olarak temyiz edilmiş, ancak mahkemece talebin reddine karar verilmiş, bu karar da davalılar vekilince temyiz edilmiş olmakla üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde davalı …’ın kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip takibe geçildiği, ancak davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek haksız itirazın iptali ile % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermeyip yargılamaya katılmamış, ancak davalı davanın devamı sırasında 06.10.2006 tarihinde vefat etmiş, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalı murisin kefil sıfatı ile imzasının bulunduğu kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip takibe geçildiği, davalı tarafın kefalet nedeni ile davacı bankaya karşı sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalılar vekili 02.04.2010 tarihli dilekçesi ile Adli Müzaharet hükümlerinden faydalanmak üzere hükmün harçsız olarak temyiz edilmesi hususunda karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 05.04.2010 tarihli kararla davalılar vekilinin Adli Müzaharet talebinin HUMK.nun 469/2.maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, bu karar da davalılar vekilince 08.04.2010 tarihinde yeniden temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu olan karar, davalılar vekilinin 02.04.2010 tarihli dilekçesi ile Adli Müzaharet hükümlerinden yararlandırılarak temyiz harcının temyiz sonrası haksız çıkan taraftan karşılanmak üzere hükmün harçsız olarak temyiz edilmesi talebinin mahkemece reddine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.01.2010 gün, 2010/19-49, 2010/10 sayılı kararında da vurgulandığı gibi adli yardım HUMK-465 ile 472.maddelerinde düzenlenmiş olup, fakir bir kişinin bir davanın gerektirdiği oldukça fazla olan harç ve masrafları karşılayamaması halinde bu tür külfetlerden geçici olarak muaf tutulan durumdur. Anılan maddelerde adli yardımın yargılamanın hangi aşamalarında yapılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Aynı yasanın 469/2.maddesinde de kanun yollarına başvuru için adli yardım istenemeyeceğine ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Karar kesinleşinceye kadar yargılama faaliyeti süreceğine ve henüz sonlanmamış olduğuna göre kanun yoluna başvuru içinde adli yardım isteminde bulunlması olanaklıdır. Bu durumun aksini düşünmek hem Anayasa’nın 36.maddesine, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesine aykırı olacaktır.
Hal böyle olunca mahkemece, davalı vekilinin adli yardım talebi yönünden işin esasına girilerek yasal şartların bulunup, bulunmadığının değerlendirilip tartışılması, bu şartların varlığı halinde davalı tarafın bu kurumdan yararlandırılması, şartların bulunmadığının tespiti halinde ise ilgili tarafa usulüne uygun şekilde temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için süre verilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde temyiz aşamasında adli yardım talebinde bulunulamayacağı gerekçesi ile talebin reddinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin 08.04.2010 tarihli temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemenin 05.04.2010 gün 2006/21, 2007/452 sayılı Ek Kararın BOZULMASINA, bozma kararının anılan Ek Karar’a ilişkin bulunması nedenine göre davalılar vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.