YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6600
KARAR NO : 2012/2024
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili …’in davalı taraftan 24/08/2007 tarihinde … Y. … Midibüs satın aldığını, 26 S 0461 plaka üzerinden servis işletmeciliği yaptığını, ayda ortalama 2.500,00-TL gelir elde ettiğini, müvekkilin 26/05/2009 tarihinde aracını 80.000 km bakımı ve basamakların çok yüksek olması nedeniyle basamağın sökülüp yerine yeni ve düşük seviyedeki bir basamak takılması işinin yapılması için davalı şirketin yetkili servisine bıraktığını, ancak aracın teslim edildiği 26/05/2009 tarihinden beri davalı şirketin servisi tarafından herhangi bir şekilde bakım işlerinin yapılmadığını, müvekkilinin sürekli oyalandığını, kendisine ikame bir araç teslimi yapılmadığını ve aracın basamak aksamının …’da bulunan asıl servisten gönderileceğinin belirtildiğini, aracın henüz garanti süresinin dolmadığını, müvekkilinin aracın serviste bulunduğu süreçte aylık kazanç kaybına uğradığını, aracın garanti kapsamından faydalanamadığını ve müvekkilinin bu nedenle manevi olarak zarar gördüğünü ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi ve 5.000,00-TL manevi tazminatın 26/05/2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu aracın … Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. tarafından üretildiğini, aracın basamağında mevcut olduğu belirtilen şikayetin müvekkilinden kaynaklanmadığını, aracın 23/08/2007 tarihinde satın alındığını, servise ise 26/05/2009 tarihinde getirildiğini, buna göre davacı tarafından ihbar sürelerinin geçirildiğini, aracın servise getirildiği aynı gün bakımının yapılarak davacı tarafa teslim edildiğini, müvekkil şirketin servisinin müşteri memnuniyeti kapsamında aracın basamak şikayeti ile de ilgilendiğini, aracın basamak şikayeti için 21/07/2009 tarihinde servise geldiğini ve 22/07/2009 tarihinde parça takılarak sorunun giderildiğini, davacı tarafın bu süreçte aracın sürekli serviste kaldığı yönünde bir imaj yaratmaya çalıştığını, davacı tarafın bu süreçte herhangi bir kazanç kaybına uğramasının olanaklı olmadığını, aracın ve basamağın yaklaşık iki sene kullanıldığını, davacı tarafın manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı tarafın kişilik haklarına herhangi bir saldırıda bulunulmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; somut olayda davacı tarafın maddi tazminat istemine dayanak olarak, davalı taraftan satın alınan aracın basamağının yüksek olması, basamağın süresinde değiştirilmemesi ve bu yüzden bir kısım iş sözleşmelerinin feshedilmesi suretiyle zarara uğramasını gösterdiği, buna karşın davacı tarafın belirtilen aracı 24/08/2007 tarihinde
satın aldığı, aracı yaklaşık 23 ay kullanarak 80.000 km yaptığı ve bu süreçte satıcıya aracın basamağının yüksek olduğu yönünde herhangi bir ayıp ihbarı ve bildiriminde bulunmadığı, ayrıca davacı tarafın aracı sürekli olarak serviste bırakmadığı ve hemen teslim aldığı, davalı tarafça aracın basamağının yapılan çalışma sonucu değiştirildiği, davacı tarafça maddi tazminat istemlerine dayanak olarak tatmin edici bir kayıt ve belge sunulmadığı ve maddi tazminat talebinin ispat edilemediği, ayrıca manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, BK’nın 49. maddesi gereğince manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde saldırıda bulunulması gerektiği, buna karşın hadisede davacı tarafın kişilik haklarına saldırı teşkil edebilecek herhangi bir fiil ve söylemde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.