Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/11387 E. 2010/7474 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11387
KARAR NO : 2010/7474
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 22.07.2009
Nosu : 142-446
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Satış Noktası Sözleşmesi imzalandığını, münhasır satış reklam yeri bedeli olarak 23.600.-TL.nin fatura karşılığında davalıya ödendiğini, davalının sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve işyerini devretmesi nedeniyle ödenen reklam bedelinin tahsili için takibe geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptalini ve % 40 tazminatı talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin imzalanan sözleşme gereğince tahsil ettiği reklam bedelinin karşılığını reklam hizmeti olarak verdiğini, işyerinin devrinin sözleşme hükümlerine uygun yapıldığını, müvekkilinin borcu olmadığını belirterek davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalının işyerini devrettiğini, davacının aleyhe şartlarda devralan ile sözleşme imzaladığı, bu nedenle davalının sözleşmeye aykırı davrandığını belirterek davalının aldığı reklam bedeli ile bedelsiz ürün ücretini iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekili temyizinde müvekkiline davacı tarafından ödenen reklam bedeli 23.600.-TL.nin 3.600.-TL.sinin KDV olarak vergi dairesine yatırıldığını, davacının bu KDV’yi kendi ödeyeceği KDV’den mahsup etme olanağının bulunduğunu, böylece bu kısmın talep edilmesinin yerinde olmadığını belirtmiştir. Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulup araştırma ve inceleme yapılıp, KDV olarak ödendiği savunulan miktarın davacının ödeyeceği KDV’den mahsup edilip edilmediği belirlenerek davacının bu miktarı da talebe hakkı olup olmadığı konusunda gerektiğinde bilirkişiden rapor da alınmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilip, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.