Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/5151 E. 2011/15617 K. 12.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5151
KARAR NO : 2011/15617
KARAR TARİHİ : 12.12.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı İİK’nun 72/7.maddesi gereğince hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının cari hesap bakiyesi alacaklısı olduğu iddiasıyla, davacı aleyhine Fatih 3. İcra Müdürlüğü’nün 2002/2828 E. sayılı dosyası ile giriştiği takibe yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının davacı aleyhine sonuçlandığını,davacının temyiz haklarını saklı tutarak, cebri icra tehdidi altında takibe konu bedeli ödemek zorunda kaldığını, temyiz sonucu kararın davacı lehine bozulduğunu, davalı tarafından takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, kararın kesinleşmesi ile birlikte Fatih 3. İcra Müdürlüğü’nün 2002/2828 E. sayılı dosyasına konu alacağın tahsil ve ödenmesini gerektiren temelin ortadan kalktığını, davacıdan sebepsiz olarak tahsil edilen bedelin tahsili amacıyla, davalı aleyhine girişilen Fatih 1.İcra Müdürlüğü’nün 2007/8946 E. sayılı icra takibinin, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili önce işbölümü itirazında, daha sonraki dilekçesi ile de zamanaşımı itirazında bulunmuş, sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak, İİK’nun 72/7 mad. gereğince bir yıllık hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddini, ayrıca davanın müracaata bırakılmasının davalının davacıdan alacaklı bulunmadığı anlamına gelmeyeceğini bildirerek haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıya yaptığı ödemeyi, içsel bir zorunluluk var zannedilerek veya kendisini borçlu sanarak, hata sonucu yaptığını ileri sürmemesi, takip ve dava konusu alacağın, davacı tarafından davalıya verilen bir hizmet ya da mal satışı gibi hukuki ilişkiden kaynaklanmaması, davanın davacının borçlu bulunmadığı bir bedeli, aleyhine girişilen icra takibine yaptığı itirazının, Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/704-886 sayılı 08.10.2003 tarihli kararı ile iptal edilmesi üzerine, icra-haciz tehdidi altında ödediği, davalının sebepsiz olarak zenginleştiği iddiasına dayanması karşısında, istirdat davası niteliği kabul edilerek davacının son yaptığı ödemenin 24.12.2003 olan tarihi nazara alınmayacak olsa dahi, bozmadan sonra 2005/148 esasına kaydedilen itirazın iptali davasının 31.12.2005 tarihli açılmamış sayılması kararının davacıya 09.02.2006 tarihinde tebliğinden itibaren, davacının ödediği bedelin tarafına iadesi istemine dayalı olarak davalı aleyhine, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibine girişmediği ve dava açmadığı, böylece İİK’nun 72/6. maddesi gereğince takip tarihi itibariyle, dava tarihi de nazara alınarak hak düşürücü sürenin geçmesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/704 E. sayılı dosyası ile davacı … Dış Tic. Tıb.Tek . ve Yat. A.Ş, davalı … Tıb. Malz.Cih.Paz.İth.İhr.San. ve Tic. Ltd. Şti aleyhine yapılan Fatih 3. İcra Müdürlüğü’nün 2002/2828 E. sayılı dosyası ile yapılan takibe vaki itiraz üzerine itirazın iptali davası açmış, mahkemece bu dosyada verilen 08.10.2003 tarihli karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, bu kararın, anılan dosya davalısı tarafından mürafaa istemli olarak temyiz edilmesi üzerine 05.04.2005 tarihinde Yargıtay’da yapılan mürafaa sırasında davalı şirket vekili olarak Av…. katılmış ve Yargıtay 19. HD’nin 11.04.2005 tarihli, 2004/8024 E.-2005/3917 K. sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararı davalı yararına bozulmuş; anılan bozma kararı davalı asile tebliğ edilmiş, karar düzeltme talebinde bulunulmaması üzerine duruşma günü verilmiş, duruşma gününü bildirir tebligat da bu dosyanın davalısı (asil) şirkete tebliğ edilmiş, 21.09.2005 tarihli celsede davacı şirket vekili aynen “Biz alacağımızı tahsil ettik, davanın konusu kalmadı. Masraf ve avukatlık ücretlerimiz de alınmıştır. Bizim açımızdan konusu da kalmadı. Davayı takip etmiyoruz…” demiş, bu beyanını imzasıyla tasdik etmiştir.
Mahkemece verilen 2005/148 E.-2005/360 K. sayılı, 31.12.2005 günlü karar ile davanın HUMK’nun 409/5. maddesi uyarınca “açılmamış sayılmasına” karar verilmiş, bu karar davalı (asil) şirkete 09.02.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan dosya davalısı şirket vekili Av…., 26.04.2007 tarihinde Ankara 19. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3717 E. sayılı takip dosyası ile, yapılmış olan ödemelerin iadesi için takip başlatmış, bu takibe itiraz üzerine de İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/304 E. sayılı dosyası ile 28.01.2008 tarihinde itirazın iptali davası açmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan da görüleceği üzere; işbu davanın davacısı vekili Av…., açılmamış sayılma kararının asile tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürmüş, bu iddiası dosya içeriğine uygun ise de, anılan avukat, bu karardan Mart 2007 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren süresi içinde anılan kararı, kararın tebliğinin yanlış olduğunu da belirtmek suretiyle temyiz etme hakkına sahip iken bu hakkını kullanmamış, aksine yukarıda yazılı açılmamış sayılma kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesine yol açmış ve 26.04.2007 tarihinde icra takip yoluna başvurmuştur. Ne var ki, süresi içerisinde temyiz etmemiş bulunan davacı vekili takip yapmadan önce Fatih 3. İcra Müdürlüğü’nün 2002/2828 sayılı dosyasına İİK”nun 40. maddesi hükmü gereğince de herhangi bir müracaatta bulunmamıştır.
Mahkemece, bu açıklanan hususlar gözetilip karar yerinde tartışılıp gerekçelendirilerek ve bu dosya davacısının takip yapmasında, keza itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken olaya uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.