YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7281
KARAR NO : 2010/1668
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalı yanca davacılar aleyhine keşidecisi davacı …, kefili davacı … olarak görünen, (4) adet bono ile icra takibine başlandığını, senetlerin TTK’nun 668.maddesinde öngörülen asli unsurlardan olan borçlu …’in imzasını içermediğini, bu nedenle davacıların senetlerden kaynaklanan borçları bulunmadığını, yine senetlerde …’in aval veren konumunda olup, keşideci imzası bulunmadığından senetlerin bedelinden sorumlu tutulamayacağını belirterek, davacıların icra takibine konu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarını tespitine, %40’dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların baba-oğul olup, davacı …’in diğer davacının nam ve hesabına çek, senet keşide etme yetkisini havi vekaletnamesini ibrazla davalıdan mal alıp, icra takibine konu bonoları verdiğini, uzun yıllardır …’in … adına bir çok çek-senet tanzim edip davalıya verdiğini, ödemelerin ardından yanlar arasındaki ilişkinin süreklilik kazandığını, haksız ve kötüniyetle borçtan kurtulmaya çalışıldığını bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan delillere göre, ticari hayatta baba-oğul olarak faaliyet gösteren davacılar arasında ticari işlemlerin yürütülmesi, çek-senetlerin düzenleme şekli ve atılan imzalar konusunda belli bir uygulamanın oluştuğu, davacı …’in, davacı …’i tüm işlerde ve bankalarda temsil ettiği, bu ilişkinin ticari mümessillik niteliğinde olduğu, dava konusu bonolarda hem keşideci, hem kefil kısmındaki imzaların … tarafından atıldığı, … tarafından sahtecilik, yetkisiz temsil, yetki aşımı gibi senedi geçersiz kılabilecek bir itirazda da bulunulmadığı, …’in …’i temsilen hareket edip onun ticari mümessili olduğu gibi ticari işlemleri için borçlanma, ödeme yapma ve işlemleri takip yetkisi verdikten sonra menfi tespit davası açılmasının MK’nun 2.maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın ve şartları oluşmadığından davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 750.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.