YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10765
KARAR NO : 2011/5345
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalıların kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip davalılara ihtarname keşide edildiği ve takibe geçildiğini, ancak davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptali ile %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, müvekkili …’in şahsi kefaleti bulunmadığını, diğer davalı kefil şirket adına kefalette bulunduğunu, müvekkilinin imzasının üstüne adının daha sonra davacı bankaca yazılarak sahtecilik yapıldığını, dava dışı borçlu şirketin kredili bankomat limitinin müvekkilinin rızası alınmadan artırıldığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesinde davalıların kefil sıfatı ile imzalarının bulunduğu, davalı …’in diğer davalı şirket kaşesi üzerine attığı imza yanında ikinci bir imzasının da bulunduğu, davalı kefillerin kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından davacı bankaya karşı sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı banka yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 123/son maddesindeki harç istisnası yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olmak üzere uygulanmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2010 tarih, 2008/81 Esas ve 2010/8 Karar sayılı kararında ve Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 tarih, 2010/12-443 Esas ve 2010/471 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Hal böyle olunca mahkemece istemin harçtan müstesna olduğu gerekçesi ile harç alınmasına yer olmadığına ilişkin kararında isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.