Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/3736 E. 2010/1698 K. 18.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3736
KARAR NO : 2010/1698
KARAR TARİHİ : 18.02.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı, davalının aleyhine icra takibi yaptığını, takibe dayanak gösterilen senedin sahte olup, imzayı kabul etmediğini, davalıya bir borcu bulunmadığını, ancak davalının babası olan Yaşar Bürcü’nün bir süre önce kambiyo senedine dayalı olarak hakkında icra takibine giriştiğini, aralarında anlaştıklarını, düzenlenen ibraname metninde, “senet iadesi yapılacaktır.”ibaresine rağmen senedin iade edilmediğini,imzanın kendisine ait çıkması halinde söz konusu senedin davalının babası tarafından icra takibine konulan senet olduğunu iddia ederek davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, iddianın asılsız olduğunu, icra takibine konu senedin sahte olmayıp, davacı tarafından imzalanarak borcuna karşılık verildiğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre, senetteki borçlu imzalarının teşhise götürecek önemli materyal içermeyen,basit tersimli imzalar olması nedeniyle aidiyetinin ve bu meyanda …’un eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilemediği, davacının senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla açmış olduğu işbu menfi tespit davasında, senetteki keşideci imzasının borçlu-davacıya ait olduğunun alacaklı davalının kanıtlaması gerektiği, dava konusu senetteki keşideci imzasının davacıya ait olduğunun davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin sonuca varılamadığından ve bu rapora davalı tarafın itiraz ettiği de dikkate alınarak konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.