Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/2287 E. 2010/4232 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2287
KARAR NO : 2010/4232
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden Maliye Bakanlığı, …, …, …, …, Mobilsan Tic.Şti., …, …, …, …, …, … Bankası A.Ş, …, SGK, Saran Film.Org.Şti, …, …, Paşaköy Turz.A.Ş, Dolphin İnvestas Ltd.Şti, … Bank A.Ş; Dolphın Lux 2 S.A.R.L, … A.Ş vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinden Kemer Yapı ve Turizm A.Ş’nin uzun yıllardır konut yapımı, inşaat taahhüdü, turizm işleri ile iştigal etmekte olduğunu, diğer davacı … Grup A.Ş arasında organik bağ bulunduğunu, her iki şirketin ekonomik krizden etkilenerek borca batık hale geldiklerini, şirketlerin sunulan iyileştirme projesi kapsamında ekonomiye katkı sağlamalarının mümkün olduğunu beyan ederek iflasların ertelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacılar tarafından sunulan projenin ciddi ve uygulanabilir olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacı şirketlerin iflaslarının ertelenmesine karar verilmiş, hüküm bazı alacaklı vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle aynı şirketler grubuna ait birden fazla şirketin birlikte iflasın ertelenmesi davası açmasında hukuki yararları bulunmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının oyçokluğu ile reddine;
2-Davacı şirketler tarafından sunulan iyileştirme projesi ve ek projeye göre, şirketlerin kaynak temini ile Kemer Resort Otel yapımı, Rediens Yapı, Golf Sahası ıslahı işlerinin gerçekleştirilmesi , Golf Kulübünün üye sayısının ve aidat bedellerinin artışı yeni ortak arayışı intifa hakkı bulunan taşınmazlarda kaynak yaratıcı işler yapılması şeklinde tedbirler belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 09.06.2009 tarihli bilirkişi raporlarına göre davacılardan Kemer Yapı A.Ş’nin 117.756.858.TL, Kemer Golf A.Ş’nin 25.361.491.TL borca batık halde olduğu belirlenmiş ve şirkette yeni sermaye girişi ve ortak temini yönünde bir gelişme olmadığı bildirilmiştir.
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin sunduğu iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olması gerekir. Mali durumunu iyileştirmesi imkanın mevcut olup olmadığı somut vakıalara dayanılarak tespit edilmelidir. Belirsiz nitelikteki emareler erteleme kararı verilmesi için yeterli değildir.
Ayrıca iflasın ertelenmesinin temel amacı erteleme süreci içinde şirketin aktiflerinin korunması, çalıştırılması bu şekilde pasiflerin azaltılmasıdır.
Somut olayda davacı şirketlerin iyileştirme projelerinde yer alan işlerin yapılabilmesi için dış kaynağa ihtiyaç olduğu davacıların dava dilekçesinde kabullerinde olup bilirkişilerde dış kaynağa ihtiyaç bulunduğu yönünde rapor düzenlemişlerdir. Ne var ki, şirketlerin mevcut aktiflerinin dışında dış kaynak temin edildiğine dair dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Öte yandan projenin uygulanmasında şirketlerin aktifte yer alan üst hakkının yeni proje ile değerlendirilerek gelir elde edilmesi planlanmış iken bu üst hakkının satıldığı ve aktif azaltıldığı görülmüştür.
Bu durumda davacı şirketlerin sundukları iyileştirme projelerinin ciddi ve uygulanabilir olduğundan söz edilemez. Ayrıca şirketlerin, şirket merkezlerinin iflasın açılması davası açılmadan kısa bir süre önce nakline rağmen aynı adreste faaliyete devam olunması da şirket merkezi nakli yönünden iyi niyetli bir davranış değildir.
O halde bu hususlar gözetildiğinde davacı şirketlerin iyiniyetli olmadıkları ve aktiflerini alacaklılar aleyhine azalttıkları mal kaçırma içinde bulundukları dikkate alınarak mahkemece iflaslarına karar verilmek gerekirken delil takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle oyçokluğu ile sair temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinda iadesine, 12.04 .2010 gününde karar verildi.

K A R Ş I O Y Y A Z I S I

İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri, buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrindeki görüşlerde de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçlu da iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle de yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılamıyoruz. 12.04.2010