YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5371
KARAR NO : 2011/14349
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih :07.12.2010
No :1055-1470
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete mal satışı yapıldığını ve satış sözleşmesinin yabancı para cinsinden olduğunu, ayrıca ödemelerde gecikme halinde satış bedeline vade farkı uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalının yaptığı ödemelerin mahsubu sonucu kalan bakiye 6.141,05 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini ve %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında taraflar arasında vade farkı ve kur farkı uygulanmasına yönelik bir anlaşma bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sipariş formunda akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının asıl alacak, kur farkı, vade farkı ile birlikte işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.981,68 TL. alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kur farkı ve vade farkı talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Dosyaya ibraz edilen sipariş formunda mal bedelinin fatura tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden TL cinsinden düzenlenecek faturaya göre ödenmesi kararlaştırılmış olup geç ödeme halinde kur farkı isteneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davacı yan da satım konusu malın faturasını sipariş formunda belirtildiği gibi düzenleyerek davalıya göndermiş ve kısmi ödeme yapılmıştır. Bu durumda davacının alacağını TL’ye çevirdiği ve kur farkı uygulamasına yönelik bir anlaşma da olmadığı gözetilmeden kur farkı talebinin kabulü doğru görülmemiştir.
Diğer yandan taraflar arasındaki akdi ilişkide ödemede gecikme halinde vade farkı uygulanacağına dair yazılı bir anlaşma ya da uygulama (teamül) de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca vade farkı isteminin reddi gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.