Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/91 E. 2010/7492 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/91
KARAR NO : 2010/7492
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 29.09.2009
Nosu : 484-398

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili hakkında davalı bankanın başlattığı takibe konu bonodaki keşideci yerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bononun dava dışı şirketin kullandığı krediye teminat teşkil etmek üzere tevdiat bordrosu düzenlenerek verildiğini, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Savcılıkta devam eden hazırlık dosyasından alınan imza incelemesine ait bilirkişi raporları karşısında davanın kabulüne, takibe dayanak 16.02.2006 tanzim, 25.10.2006 ödeme tarihli 8.250.-TL.miktarlı bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyeti tespit edilemediğinden koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı banka tarafından takibe konulan bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek, menfi tespit davası açmıştır. Davacı, sahtecilik iddiasında bulunduğuna göre, mahkemece bu iddianın HUMK.nun 317.maddesi atfı uyarınca 308 ve 309.maddeleri uyarınca incelenmesi gerekir. Oysa mahkemece bu yönde inceleme yapılmadan Cumhuriyet Savcılığı’ndaki hazırlık dosyasından alınan imza incelemesine ait bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece bu konuda inceleme yapılması gerekirken, Cumhuriyet Savcılığı’ndan alınan raporla yetinilip, buna göre hüküm kurulması doğru değildir. Bu durumda, uyuşmazlığa konu bonodaki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden veya bilirkişi kurulundan rapor alınıp, iddia, savunma, itiraz ve delillere göre varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.