YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1868
KARAR NO : 2011/11388
KARAR TARİHİ : 26.09.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, davalının müvekkillerinin murisinin imam nikahlı eşi olduğunu, murisin davalı adına muvazaalı senet düzenlediğini, bononun bedel kaydında nakten ibaresinin yer aldığını, davalının bono bedeli kadar nakit verme imkanının bulunmadığını belirterek bononun ve takibin iptaline, bu talebin kabul görmemesi halinde saklı paya tecavüz sebebiyle murisin davalıya yapmış olduğu tüm bağışlamalar nazara alınarak tenkise karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi … ’ın müvekkilinden aldığı nakit paralar karşılığı bononun düzenlendiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıların murisinin imam nikahlı olan eşinden almış olduğu borç karşılığı olarak bono düzenlediği, murisin bono bedeli kadar borçlanmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı gerekçesiyle bononun ve takibin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacıların murisinin imam nikahlı eşinin icra takibine konu ettiği bononun gerçek bir borç ilişkisi nedeniyle düzenlenmesinin davalının murislerine bono bedeli kadar borç vermesinin mümkün olmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı ise, dava konusu bononun gerçek bir borç için davacıların murisine verilen nakit paralar karşılığı düzenlendiğini savunmuştur.
Mahkemece verilen kararda kurulan hüküm ile hükmün dayanağını oluşturan gerekçe de bononun davacıların murisinin almış olduğu borç karşılığı olarak düzenlendiği kabulü yer almışken davanın reddine karar verilmesi suretiyle hüküm ile hükmün dayanağını oluşturan gerekçe arasında çelişki oluşturmuştur. T.C.Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiş olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve
sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Anılan yasanın 388.maddesinde mahkeme kararlarının kapsaması gereken hususlar düzenlenmiş olup, üç numaralı bentte delillerin tartışılması ret ve üstün tutulma sebepleri ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin yer alması gerektiğinin belirtilmesine göre gerekçenin dosya içeriğine uygun bulunması yasal bir zorunluluktur. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.