Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/3120 E. 2013/7332 K. 24.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3120
KARAR NO : 2013/7332
KARAR TARİHİ : 24.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, 25.10.2003 keşide 25.10.2004 vade tarihli 2.500,00 TL bedelli borçlusu davalı … kefili davalı … olan bonodan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için girişilen genel haciz yolu ile takibe davalılarca haksız olarak itiraz edildiğini, zamanaşımına uğramış kıymetli evrak vasfını yitirmiş bononun keşideci ile lehdar arasındaki ilişki yönünden yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu alacağın tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar TTK hükümlerine göre zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, davacı ile alışverişi olduğunu ancak borcun ödendiğini, senedin vade tarihinin 2004 yılı olduğunu, alacağın tahsili için 8 yıl beklenmesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğu, 25.10.2004 vadeli bononun 25.10.2007’de bono vasfını yitirdiği, bu tarihten itibaren 25.10.2008 tarihine kadar sebepsiz zenginleşmeye dayalı davanın açılabileceği oysa davacının 27.02.2012 tarihinde icra takibine giriştiği gerekçeleri ile davalı yanın zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun zamanaşımına uğradığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı hükümleri üzerinde toplanmaktadır. Mahkemece olayda 6762 sayılı TTK’nun 644. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde bononun zamanaşımı süresi olan 3 yıl artı 1 yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımının uygulanması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin bu şekilde nitelendirmesi dosya içeriğine uygun değildir.
Zira, dava dilekçesinde açıkça temel ilişkiye dayanılmıştır. Davacı, dava konusu senedin lehtarı olup, dava keşideci ve aval veren aleyhine açılmıştır. Bu durumda, zamanaşımına uğramış olan bonoya yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacağın her türlü delille ispatı mümkündür. Zamanaşımının ise taraflar arasındaki temel ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir. Davacı senet bedelinin bir kısmının ödendiğini ileri sürerek bakiye alacak talebinde bulunmuş davalı taraf ise savunmasında taraflar arasında alışveriş ilişkisi bulunduğunu ancak borcun ödendiğini, 8 yıl beklendikten sonra takibe geçilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini belirtmiştir.
Bu iddia ve savunma karşısında taraflar arasındaki temel ilişkinin niteliği davacıya açıklattırılarak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. 126. maddesi hükümleri çerçevesinde zamanaşımı def’i değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçeler ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.