YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6648
KARAR NO : 2012/2938
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 26/07/2007 tarihli ana, 02/07/2008 tarihli ek, 22/04/2008 tarihli ek tütün satış protokolleri imzalandığını, davalı kurum ile müvekkili arasında akdedilen iş bu tütün alım sözleşmesinin mal bedelinin önceden ödenerek sonradan malın teslim alınmasını ve malın teslimi akabinde davalı kurumca faturanın düzenlenmesi şeklinde bir sözleşme olduğunu, 26/07/2007 tarihli bu protokolün ödeme başlıklı 5. maddesi gereğince ödemelerin 8 ( sekiz ) ayda tamamlanacağını ve satıcının bildireceği banka hesabına yatırılacağını, bedeli ve KDV tutarı alınmayan tütünlerin teslim edilmeyeceğini, tütün bedeli ve bu bedele tekabül eden KDV tutarı ödemesinin süresi içerisinde yapılmaması durumunda belirtilen sürenin bitiş tarihini takip eden 15 günlük ek süre verileceğini, bu süre içerisinde de ödenmez ise yıllık USD bazında %9 faiz tahakkuk ettirileceği düzenlenmiş olup 22/04/2008 tarihli yeniden düzenlenen ek protokolde ek sürenin 10 gün olarak değiştirildiğini, davalı kurumca aralarında düzenlenen ana protokol ve ek protokoller gereğince 7. ay ödemesinin gecikme faizi Mersin … A.Ş. kanalıyla davalı kuruma 04/07/2008 tarihinde 58.565,50-TL olarak ödendiğini, yine 8. ay ödemesinin gecikme faizi Mersin … A.Ş. aracılığıyla davalı kuruma 14/07/2008 tarihinde 44.585,48-TL olarak ödendiğini, gecikme faizi davalı kuruma protokolde kararlaştırıldığı oranda ödendiği halde davalı kurumun haksız yere 7. ay ve 8. ay ödemelerinin gecikmesi nedeniyle temerrüt faizi ödediğini, ancak davalı kurumun 08/07/2008 ve 15/07/2008 tarihli yazı ile 7. ve 8. ay gecikme faizi bedellerinin KDV dahil toplam bedel üzerinden ödenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ise ihtirazi kayıtla bu talebi 17/07/2008 tarihi ile kabul ettiğini, bu kabulün teminat mektubunun paraya çevrilmemesi için yapıldığı halde davalı tarafından, müvekkiline iade edilmeyerek daha önce müvekkili tarafından yapılan ödemeden dava konusu parayı mahsup ederek 18/07/2008 tarihinde müvekkilinin bu parayı ödediğini, bu nedenlerle hukuki dayanaktan ve içerikten yoksun olarak taraflarından talep edilen ve vekil eden şirketin de ihtirazı kayıtla davalı kurumda bulunan alacaklarından mahsup edilen 18.132,38-TL’nin ticari reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının gecikmiş ifa için %9 oranındaki faiz ödemelerini tütün bedelinin KDV’siz tutarları üzerinden yaptığını, halbuki bu ödemelerin ana protokolün 5. maddesi gereğince KDV’li tütün bedelleri üzerinden ödemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve hükme dayanak alınan 08/12/2010 tarihli mali müşavir bilirkişi raporu doğrultusunda; davalı kurumun davacıdan talep ve tahsil ettiği miktarda davalı aleyhine bir hata bulunmadığı, her ne kadar 30/07/2010 tarihli raporda davalı kurumun davacıdan tütün bedeli + tütün bedelinin gecikme faizi toplamı üzerinden KDV tutarı talep ve tahsil etmesi gerektiği halde tütün bedeli + KDV tutarı toplamı üzerinden gecikme faizi tahsil ederek, davacıdan KDV’nin de temerrüt faizini tahsil ettiği mütalaa edilmiş ise de; bu tespitin, davacının ödeyeceği miktar değişmediği için doğru bir tespit olarak değerlendirilemeyeceği, aslında davacıdan fazla bir para tahsilinin söz konusu olmadığı, ancak KDV ile gecikme zammı miktarlarında ters orantılı miktar değişikliği ortaya koyduğu, bu durumun ise davacının hukukunu etkilemediği, sadece davalı ile gelir idaresi arasında, ödenecek KDV’nin miktarı yönünden ve ilgili mevzuatın uygulanmasındaki yanlışlık açısından önem arz ettiği, bu nedenle ikinci ve üçüncü raporlardaki mütalaaların olaya uygun düşmediği kabul edilerek, mali müşavir bilirkişinin raporunda da belirttiği gibi davacının davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.