Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/7904 E. 2010/5309 K. 03.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7904
KARAR NO : 2010/5309
KARAR TARİHİ : 03.05.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, davalı tarafça icra takibine konu edilen 3.10.2008 keşide tarihli 2900.-TL.bedelli bononun keşidecisi olan …’ın senedin keşide edildiği tarihte fiil ehliyetinin bulunmadığını ve keşide tarihinden sonra vesayet altına alındığını bildirerek …’ın takip konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçlu …’ın senedi imzaladığı tarihte akli melekelerinin yerinde olduğunu ve aralarındaki borçlandırıcı işlemin geçerli olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacının vasisi olduğu …’ın dava konusu bononun tanzim tarihi olan 03.10.2008 tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle bononun iptaline, davacının vasisi bulunduğu borçlu …’ın bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut Amasya Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.11.2008 tarihli 2008/1404 Esas, 2008/1461 Karar sayılı kararı ile …’ın ehliyetsizliğinden bahisle hacir altına alındığı ve davacının vasi tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere vesayet altına alınan kişiler vasileri tarafından temsil edilirler. 4721 Sayılı TMK.nun 462/8. maddesi gereğince vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesi vesayet makamının iznine tabi kılınmış, böylelikle konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin vesayeti altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesi, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlanmıştır. Dolayısıyla bu konu kamu düzenine ilişkindir ve o nedenle de herhangi bir davada vasinin bu yönde izin alıp almadığı hususu mahkemece ve Yargıtay’ca re’sen gözetilmelidir.
Somut olay bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, görülmekte olan davayı vesayet altındaki davacıyı temsilen açmış olan vasinin, böyle bir davayı açma konusunda TMK.nun 462/8.maddesi uyarınca vesayet makamından izin almış olduğuna dair bir mahkeme kararı dosyaya sunulmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, vasiye eldeki davayı açması konusunda vesayet makamından izin alması ve buna dair kararı dosyaya sunması için uygun bir sürenin verilmesi, bu nitelikte bir karar alınıp dosyaya sunulduğu takdirde davaya devamla esas hakkında hüküm kurulması, aksi takdirde, esasa girişilmeksizin davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesidir. Mahkemenin kamu düzenine ilişkin bu gerekliliği gözardı ederek, yargılama yapmak suretiyle esas hakkında karar vermiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 3.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.