YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5079
KARAR NO : 2010/1672
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı yanca müvekkili şirket aleyhine iki adet bono ile icra takibine başladığını, ancak bu bonolardaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı gibi bonoların dava dışı Enver Aydıner tarafından düzenlenip, sahte olarak imzalandığının anlaşıldığını belirterek, icra takibine konu bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, %40’dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu icra takibinin feragat nedeniyle tahsilat yapılmadan işlemden kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığını, ancak taraflar arasında uzun zamandır ticari ilişki olup, müvekkilinin davacıya verdiği ürünler karşılığında çeşitli vadelerde düzenlenmiş senetler aldığını, davacı senetleri vadesinde ödemeyince icra takibine başlandığını, davacının borcunu taksitlerle ödeyip, yeni senetler vereceğini beyan edip, davalıya yeni senetler vermesi üzerine davalı yanca 08.12.2006 tarihinde takipten feragat edildiğini, davaya ve icraya konu senetlerin davacı şirket yetkilisi tarafından verildiğini bildirerek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyası, taraflar arasında düzenlenen protokoller, Cumhuriyet Savcılığının Enver Aydıner hakkındaki kavuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile savcılıktaki davacı çalışanlarının Enver Aydıner ile aynı mahiyetteki beyanları davaya konu bonolardaki imzaların davacı şirket eli ürünü olmadığına dair bilirkişiler raporu, dava tarihinden sonra senetlerin davacıya iadesi, toplanan delillere göre dava konusu senetlerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, sabit olduğu halde senetlerin yargılama aşamasında davacı şirket yetkilisine iade edilmesi ve senetlere ilişkin takipten davalı yanca feragat edilmesi nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının takipte haksız olduğu halde kötüniyetli olarak kabulü mümkün olmadığından davacının tazminat isteminin reddine, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince;
Dosya içeriğinden takip konusu senetlerdeki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadığı, ne var ki, senetlerde imzası bulunan Enver Aydıner’in davacının gayri resmi ortağı olduğu, taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki sonucunda 18.08.2006 tarihli protokolün düzenlendiği, bu protokole göre davacının davalı şirkete borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim mahkemece de davalının anılan bono ile takibe geçmesinde kötüniyetli olmadığı kabul edilip, davacı yanın tazminatla sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir.
Açıklanan bu durumlar gözetildiğinde borçlu olan davacıya karşı davalı alacaklının davalı şirketin gizli ortağının imzalamış olduğu senetlere dayanarak takip yapmasında haksız ve kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir. Buradan hareketle bu takibe karşı açılan menfi tespit davasının açılmasına da davalının sebep olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durumda konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm sonucu davalının belirtilen bu sebeplerle yargılama giderlerinden sorumlu tutulması doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.