YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13650
KARAR NO : 2013/911
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, davacı … ile davalılar Yüksel, …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli … Mahallesi 58 ada 13 parsel sayılı 20033 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayalı olarak … ve arkadaşları adına 6486 m² yüzölçümündeki aynı ada 14 parsel sayılı taşınmaz ise 13 parsele uygulanan tapu kaydının hudut ve yüzölçümü düzeltilmesine dair asliye hukuk mahkemesinin 1975/57 esas sayılı dava dosyasının derdest olması ve tapu kaydının batı hududunun “cebel” okuması nedeniyle halî arazi niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, 13 ve 14 parsel içinde kalan bir bölüm yerin 50 yıldan fazla murisleri zilyetliğinde iken, ölümü ile mirasçılarına kaldığı ve paylaşım yapılmadığı iddiası ile tespite itiraz etmiştir. Diğer taraftan, davacılar … ve arkadaşlarının Hazine, Orman Yönetimi, Belediye ve …’i hasım göstererek açmış olduğu ve çekişmeli taşınmazların tesbitinde esas alınan tapu kaydının hudut ve yüzölçümünün tashihine yönelik asliye hukuk mahkemesinin 1975/57 esas sayılı dava dosyası çekişmeli yerler hakkında tespit tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine devredilmiş, … tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davası ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda çekişmeli yer her ne kadar orman sayılan yerlerden değilse de, topoğrafracı bilirkişi ve tarım bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazlar içinde kot farkının 8 ile 10 metre civarında olduğu, tarım arazisi niteliğinde olmayıp yer yer kayalık ve dikenlik niteliğinde zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadıkları, imara elverişli de olmadıkları, parsellerin içinde dere yatağı mevcut olup yatağın yağmur sularıyla taştığı, dağın doğal uzantısı ve dağ yamacı özelliği gösterdikleri, bu açıdan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden oldukları gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli parsellerin Hazine adına tescillerine karar verilmiş; hüküm Orman Yönetimi, davacı … ile davalı … ve arkadaşları tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan 24/04/2001 tarih, 2001/ 2010- 3097 sayılı kararda; “Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yeterli değildir. Davacılar … ve arkadaşları dava konusu taşınmazların tespitine esas alınan K.Sani 1299 tarih 1, 2 ve 3 numaralı ve 25 dönüm miktarlı tapuda kayıtlı taşınmazlarının aslında 40 dönüm olduğunu belirterek bu miktara uygun olarak tapudaki yüzölçümü ve hududun düzeltilmesi isteğiyle 27/02/1975 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece 1975/57 – 1981/344 sayılı karar ile tapu kaydı miktarının 17107 m² olarak düzeltilmesine ilişkin olarak verilen karar davacı gerçek kişiler ile Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bu bozma kararında dayanak tapu kayıtları tam olarak getirtilerek komşu taşınmazlara ait kayıtlardan da yararlanılmak suretiyle yöntemince uygulanmadığı gibi miktarının artırılması istenen kaydın yüzölçümünün 25 dönümden 17017 m²’ye indirildiği, davada bulunamayan ve dolayısıyla kendilerine savunma hakkı tanınmayan kişiler aleyhine hüküm kurulduğu, yargılama sırasında çekişmeli yerde kadastro çalışmaları yapıldığından davanın genel hükümler çerçevesinde görülmesinin doğru olmadığı belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra dosya görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine aktarılmıştır. 766 sayılı Kanunun 51. ve 3402 sayılı Kanunun 5, 26, 27 ve 30/2. maddelerinde kadastro tesbit
tarihinden önce genel mahkemelerde davaya konu olan taşınmazlar hakkında yapılacak işlemler gösterilmiştir. Buna göre; asliye hukuk mahkemesinde tapuda hudut ve yüzölçümü düzeltilmesi davasına konu olan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gitti kayıtlarının, revizyon gördüğü taşınmazların, tapulama çalışması sırasında kaç ada ve parseller olarak işlem gördüğü tespit edilip o taşınmazlara ait tutanak aslı ve ekleri getirtilip anılan parseller kimler adına tespit edilmişlerse o kişiler de davanın doğal tarafı sayılacağından bu kişilere duruşma günü tebliğ edilerek davadan haberdar edilip tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece gerekli görülen diğer deliller toplanarak taşınmazlar gerçek hak sahipleri adına tescil edilmelidir. Mahkemece bu şekilde bir araştırma yapılmadığı gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak taşınmazların bir bölümü hakkında tescil istemi bulunan davacı …’in dava ettiği kesim de belirlenmemiştir. Dosyadan yörede kesinleşen orman kadastrosu bulunup bulunmadığı da anlaşılamamaktadır. Bu yön de araştırılarak dava tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosunun bulunması halinde orman kadastro harita ve tutanaklarının, bulunmaması halinde memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanarak taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadıklarının belirlenmesi, orman olmadıklarının saptanması halinde davacılar … ve arkadaşlarının dayandığı tapunun ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile anılan tapulu yerlerden … Belediyesi ve Hazine tarafından kamulaştırılan kesimlere ilişkin krokiler ile daha sonra oluşan tapu kayıtları, çevre taşınmazların dayanaklarından da yararlanmak suretiyle yöntemince zemine uygulanmalı, dayanak kaydın kuzey ve batı hudutları değişir nitelikte “cebel” okuduğundan miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmeli, kayıt miktar fazlasının zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadıkları araştırılmalı, koşulların gerek davacılar … ve arkadaşları gerekse zilyetlik nedenine dayalı olarak dava açan … ve arkadaşları hakkında oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Bu cümleden; olarak yapılacak keşifte tarım bilirkişisi dinlenerek taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadıkları, zilyetliğin süresi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım biçimi konularında rapor alınmalı, komşu parsel tutanak ve dayanakları denetlenmeli, zilyetlik tanıkları dinlenmeli, tespit tarihine kadar yararlarına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde düzenlenen kısıtlamalar davacılar ve miras bırakanları açısından araştırılmalı, oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda;
1) Davacı … tarafından açılan davanın REDDİNE,
2) Davacılar …, …, … …, …,…, … tarafından açılan yüzölçümü düzeltilmesine ilişkin davanın REDDİNE,
3) Dava konusu … İli, … İlçesi, … Mahallesi, Bağlık Mevkiinde kain 58 ada 13 parsel sayılı taşınmazın dosyada mevcut 23/09/2003 tarihli fen bilirkişisi …’ın rapor ve krokisinde kırmızı çizgili alan olarak gösterilen istimlak edilen kısmın (a ile yeşil renk gösterilen) düşümü ile 20033 m²’lik kısmının dosyada mevcut kadastro bilirkişisi … Güder’in 02/06/2004 tarihli asıl ve 15/03/2011 tarihli ek raporu gözetilerek bu rapordaki tapu malikleri adına ve taşınmazın tamamı 5184000 hisse kabul edilerek;
138) 1056/5184000 hissesinin … kızı … … adlarına ayrı ayrı TESBİT VE TESCİLİNE,
4) … İli, … İlçesi, … Mahallesi, Bağlık Mevkiinde kain 58 ada 14 nolu parselin ise fen bilirkişisi …’ın 23/09/2003 tarihli raporunda kayıt miktar fazlası olarak (b) harfi ile gösterilen 6486 m²’lik kısmın (parselin tamamının) Hazine adına TESBİT VE TESCİLİNE,
5) Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine, davacı … ile davalılar Yüksel, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davaya konu 13 sayılı parselin tapu kaydı kapsamında kaldığı, mahkemece kayıt miktarı esas alınarak hüküm kurulduğuna, bu kayıt kapsamında kalıp kamulaştırılan bölümün kayıt miktarından düşüldüğüne, davacı … ve arkadaşlarının dayandığı vergi kaydının kapsadığı yerin tapunun kapsadığı alan içinde kaldığı belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 07/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.