Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/4061 E. 2013/6272 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4061
KARAR NO : 2013/6272
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve müdahil davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 104 ada 30 parsel sayılı 799,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilliyetliği nedeniyle …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …adlarına tesbit edilmiştir. Tespite, … tarafından taşınmazdaki …’ın hissesini satın aldığı ididasıyla tapulama komisyonuna itiraz edilmiş, itiraz tapulama komisyonunca kabul edilmiş, taşınmazın 3/5 hissesinin … adına, 2/5 hissesinin verasette iştirak olarak …, …, …, …, …, …, …, … ve …adlarına olacak şekilde düzeltilerek tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açılmıştır.
Mahkemece; davanın reddine, dava konusu parselin komisyon kararında belirtildiği gibi davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; Hazinenin temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/11/1995 gün ve 1995/6188-14757 sayılı kararı ile hüküm bozulmuştur.
Hümüne uyulan bozma kararında özetle; “…Mahkemece eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; kesinleşmiş tahdit sözkonusu olmadığından yukarıda değinilen belgelerin uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanıp çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre konumunun saptanıp bilimsel verileri bulunan yeterli raporun alınması, aynı zamanda beyanlar hanesindeki şerhe karşı gerçek kişilerin davası bulunmadığı halde hükümde şerhin gözardı edilmesinin doğru görülmediği ”ne değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Orman İdaresi harçlı dilekçe ile davaya katılmış olup yapılan yargılama sonunda davanın reddine, 104 ada 30 nolu parselin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve müdahil davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbitten önceki tarihte orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, çekişmeli 104 ada 30 parselin kadastro tutanağına ekli 17/05/1993 tarihli komisyon kararı bulunduğundan, komisyon kararında belirtildiği gibi tapuya kayıt ve tesciline denilmesi gerekirken, tesbit gibi davalılar adına tesciline denilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki ”tesbit gibi davalılar adına tesciline” ifadesi çıkarılarak yerine ”17/05/1993 tarihindeki komisyon kararında belirtildiği gibi tapuya kayıt ve tesciline” ifadesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 30/05/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.