YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8791
KARAR NO : 2013/774
KARAR TARİHİ : 05.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve dahili davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 38, 102 ada 38, 102 ada 60, 102 ada 68, 107 ada 40, 113 ada 18, 120 ada 9, 122 ada 6, 123 ada 1, 124 ada 3, 126 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar, asliye hukuk mahkemesinde 05.09.2006 günü açılan 2006/620 sayılı dosyada dava konusu olduğundan sözedilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Asliye hukuk mahkemesinde davacı tarafından açılmış olan tescil davası, yargılama sırasında 2007 yılında kadastro tespiti başlaması ve çekişmeli taşınmazlara tutanak düzenlenmesi nedeniyle, görevsizlik kararı verilerek kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu parsellerin … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, dava sırasında yapıldığı için kesinleşmeyen (itirazsız yerlerde 15.09.2007 tarihinde kesinleşen) orman kadastrosu bulunmaktadır.
1) Davalı Hazinenin temyiz itirazları bakımından; mahkemece eski tarihli resmî belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma ve inceleme sonucu çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, adlarına tescil kararı verilen kişiler yararına zilyedlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek karar verilmiş olduğuna göre, Hazinenin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dahili davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince; 01.08.1996 tarihinde ölen miras bırakan …’ın tüm mirasçılarının katıldığı 15.05.2005 tarihli taksim sözleşmesi dosyaya ibraz edilmişse de; dahili davalı …, 27.02.2007 tarihli oturumda aralarında anlaşmazlık çıktığından taksim yapılamadığını, yani taksim sözleşmesinin uygulanamadığını bildirmiştir. 04.11.2011 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişiler taksimle ilgili bir bilgi vermemişlerdir. Ancak, dahili davalı …, … ve … paylarını satın aldığına ilişkin pay satış senetleri ile 107 ada 40 parsele ait olduğunu iddia ettiği 20.09.2000 tarihli satıcısı dava dışı … olan bir satış senedi ibraz ettiği halde, mahkemece bu senedin nereye ait olduğu araştırılmamış, yine pay devrini öngören senetler de tartışılmadan …’ın tüm mirasçıları adına tescil kararı verilmiştir.
Paylaşıma dayanan taraf paylaşımın varlığını, tarihini, tüm mirasçıların veya yetkili temsilcilerinin katıldığını, kime hangi taşınmazın verildiğini, Kadastro Kanununun bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Mirasçılar
arasında pay devri ise, 3402 sayılı Kanunun 15. maddesine göre belgelerle, bilirkişi ve tanık sözleriyle ispatlanabilir. Mahkemece taraf tanıkları dinlenmemiştir.
O halde, mahkemece; ortak miras bırakandan kalan yerlerin paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmışsa tüm mirasçıların katılıp katılmadığı, Kadastro Kanununun bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulup bozulmadığı araştırılmalı, mirasçılar arasında pay devrinin tesbit gününden önce olmak kaydıyla 3402 sayılı Kanunun 15. maddesine göre geçerli olacağı düşünülmeli, taraflara bu konuların belgelerle veya bilirkişi tanık sözleriyle ispatı için imkan tanınmalı, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı, uzun süreli kullanmanın paylaşıma karine olduğu gözönünde bulundurulmalı, kök muristen kalan başka taşınmazlar varsa, bunlara ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanağı kayıt ve belgeler getirtilerek bilirkişi-tanık sözlerinin doğruluğu denetlenmeli, 107 ada 40 parselin 3. kişiden satın alındığı iddiası bulunduğundan ibraz edilen satış senedinin nereye ait olduğu araştırılmalı, senette imzası bulunanlar tanık olarak dinlenmeli, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
Kabule göre de; davacılar …’ın tüm mirasçıları adına tescil istemiyle dava açtıkları ve dava kabul edildiği halde, Süleyman, Nazmiye ve Pembe’nin davalı olarak gösterilmesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaları da doğru değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda bir numaralı bentde açıklanan nedenlerle Hazinenin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İki numaralı bentde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 05.02.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.