Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10308 E. 2013/1070 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10308
KARAR NO : 2013/1070
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine ile Orman Yönetimi vekili ve davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1964 yılında yapılan kadastro sırasında, … Köyü, 562 parsel sayılı 24375,00 m² yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, Aralık 1951 tarih 123 sıra numaralı tapu kaydı ile Devletçe borçlanılarak verilen yerlerden olduğundan söz edilerek, … oğlu … … adına 30.07.1964 tarihinde tesbit edilip, 22.04.1965 ila 22.05.1965 tarihinde yapılan askı ilânı sonunda itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, intikal görmüş, paftaların yenilenmesi sırasında 107 ada 65 parsel sayısı almış olup, halen paylı olarak … ve arkadaşları adlarına tapuda kayıtlıdır.
Davacı Hazine ile Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) vekili 22.10.2008 tarihli dava dilekçesiyle, … İlçesi, … Köyü, 107 ada 65 parsel sayılı 24317,56 m² yüzölçümündeki taşınmazın tamamının yörede 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içerisindeyken, 1991-1992 yıllarında yapılıp kesinleşen, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu iddiasıyla, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereği Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne ve çekişmeli … Köyü, 107 da 65 parsel sayılı taşınmazın 21.07.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporuna ekli krokide (B) ile gösterilen 12579,18 m² yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile bu bölümün son parsel sayısıyla 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline, bakiye kalan ve aynı krokide (A) harfi ile gösterilen 11738,38 m² yüzölçümündeki bölümün ise tapu kayıt malikleri olan davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, bu hüküm bir kısım davalı gerçek kişilerin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11.03.2010 tarih ve 2009/20206 – 2010/3111 sayılı bozma kararında özetle: “mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Bir örneği dosyada bulunan orman kadastro haritasında 2062 ila 2068 ve 2062 nolu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile karara dayanak alınan bilirkişiler tarafından düzenlenen krokide, aynı noktaları birleştiren hat arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik yoktur. Orman kadastro haritası ve tutanakları ile hükme esas alınan bilirkişi krokisi çelişkili olup, mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişki giderilmediği gerekçesiyle, yeniden keşif, inceleme ve araştırma yapılması gerektiği” gereğine değinilmiştir.
Davacı … Yönetiminin 09.09.2009 tarihli dilekçe ile aynı taşınmaza karşı, taşınmazın kısmen kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, orman sınırları içinde kalan bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle açtığı dava, bozma sonrasında mahkemenin 08.07.2010 tarihli kararı ile yukarıda belirtilen bozmaya konu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve Orman Yönetiminin açtığı dava 1086 sayılı H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davacı … birleşen dosya davacısının davasının kabulüne ve dava konusu … Köyü, 107 ada 65 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, 06.07.2011 tarihli bilirkişi kurul raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 12409,02 m² yüzölçümündeki bölümün tapu kaydının iptali ile bu bölümün 6831 sayılı Kanunun 2/B madde vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (B) ile gösterilen 11908,54 m² yüzölçümündeki bölümün orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine ve krokide (B) ile gösterilen bölüme yönelik davalıların vaki müdahalesinin menine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile Orman Yönetimi vekili ile davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklamalara göre dava, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yer iddiasına ve orman iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Kanuna göre 1944 yılında yapılıp 05.12.1945 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu mevcuttur. Daha sonra 1982 yılında yapılıp ilân edilen ancak itirazlar incelenmediği için kesinleşmeyen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması, 1991 yılında yapılıp, 17.06.1992 ilâ 17.12.1992 tarihlerinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşmiş olan aplikasyon sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunun değişik 2/B uygulaması vardır.
1) Taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen 11908,54 m² yüzölçümündeki bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli 107 ada 65 parsel sayılı taşınmazın krokide (B) ile gösterilen 11908,54 m² yüzölçümündeki bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine ile davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile krokide (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı gerçek kişinin taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen bölümüne yönünden kurulan elatmanın önlenmesi kararına yönelik temyiz itirazları yönünden;
Türk Medenî Kanunun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Yine aynı hüküm uyarınca haksız bir elatma varsa anılan hüküm malike her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi de tanımıştır. Somut olayda, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmaz davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlıdır. Davalı gerçek kişiler dava tarihinden önce taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarruf ettiğinden, davalıların dava konusu taşınmaza haksız bir elatmasından söz edilemez. Bu itibarla, Orman Yönetiminin elatmanın önlenmesini ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup, el atmanın önlenmesine ilişkin hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3) Tarafların taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 12409,02 m² yüzölçümündeki bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
6831 sayılı Orman Kanunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun ”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak,
diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davlardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün krokide (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda bir numaralı bentde gösterilen nedenler ile; Hazine ve davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) İki numaralı bentde gösterilen nedenler ile; davalı gerçek kişinin elatmanın önlenmesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile elatmanın önlenmesine ilişkin hükmün BOZULMASINA,
3) Üç numaralı bentde gösterilen nedenler ile; tüm tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden kurulan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 11/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.