YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12650
KARAR NO : 2010/14160
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Tarih : 20.5.2010
Nosu : 196-426
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden EURO Bank … A.Ş vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava, iflasın ertelenmesine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi kurulu raporuna göre davacı şirketlerin borca batık durumda bulunduğu ve sunulan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, iflasın on ay süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm bir kısım müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birden çok şirketin müştereken alacakları bir dava ile iflasın ertelenmesini talep etmelerinde usul ve yasaya aykırı yön bulunmaması nedeniyle müdahiller vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Anonim şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlardır. İflasın ertelenebilmesi için anonim şirketlerin borca batık durumda olması, mali durumunun iyileştirilmesi ümidinin bulunması ve fevkalade mühletten yararlanamamış olması gerekir.
Bu şartlar erteleme talebinde bulunan anonim şirketler yönünden ayrı ayrı gerçekleşmelidir. Erteleme talebi TTK.nun 324/2.maddesine göre borca batıklık bildirimi anlamındadır. Bu nedenle mahkemenin öncelikle erteleme talep eden anonim şirketlerin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmesi, borca batık durumda ise mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olup olmadığını incelemelidir.
Davacı şirketler iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğuna göre öncelikle borca batıklık halinin mevcut olup olmadığı saptanmalıdır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda erteleme talebinde bulunan şirketlerin aktifinde yer alan varlıkların değeri düşülerek borca batıklık tespit edilmiştir. 27.4.2010 tarihli kayyım raporunda ise şirketin aktif değerlerinin toplamı dikkate alındığında şirketin borca batık gözükmediği, şirket aktiflerinde yer alan “bina, taşınmaz, araçlar ve demirbaşların” piyasa rayiç değeri olarak defter değerine göre % 30’dan daha fazla düşük belirlendiği saptamasında bulunulmuştur. Mahkemece taşınmazların rayiç değeri hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış ancak aktiflerin paraya çevirme değerleri yani piyasadaki satış sırasında gerçekleşebilecek fiyattan bilançoya geçirilmemiştir. Aktif bu şekilde belirlendikten sonra borca batıklık durumu tespit edilmeli, şirket borca batık değilse talep reddedilmelidir. Ayrıca mahkeme borca batıklık ve mali durumun iyileştirilmesi konusunda bilirkişi raporu alınmışsa da bu rapor hüküm vermeye yeterli değildir.
Diğer taraftan iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğuna ilişkin bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli olması gerekir. 20.8.2009 tarihli bilirkişi raporu yeterli açıklamayı içermediğinden hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.12.2010 gününde 1 nolu bendde oyçokluğuyla, 2 nolu bende oybirliğiyle karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabulleri ile yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin görüşlerine katılamıyoruz.13.12.2010