Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8673 E. 2013/917 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8673
KARAR NO : 2013/917
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 183 ada 33 parsel sayılı 750490,98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tesbit edilmiş; 187 ada 1 parsel sayılı 1211919,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı, 187 ada 1 ve 183 ada 33 parsel sayılı taşınmazların dedelerinden kendisine intikal ettiğini, 100 yılı aşkın bir zamandan beri malik sıfatıyla tasarrufunda olduğunu iddia ederek, yapılan tesbitin iptali ile taşınmazların kendi adına tesciline karar verilmesi talebiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, 187 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, 183 ada 33 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli 183 ada 33 parsel içinde kalan ve (D) ile gösterilen taşınmazın kadastro paftası ve orman kadastro haritasındaki konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. ve orman kadastrosunun uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi kapsamında dört tarafı 183 ada 33 nolu orman parselinin itirazsız kesinleşen kısımları ile çevrili orman içi açıklık konumunda bulunduğu, H.G.K.’nun 10.12.1997 günlü 1997/20-830-1034, 17.12.1997 günlü 1997/20-808-1039, 22.10.2003 günlü 2003/20 – 665-614 ve 11.10.2004 günlü 2004/7 – 531 – 582 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastrosu dışında kalsa bile zilyetlikle kazanılamayacağından, özel mülk olarak tapuya tescil edilemeyeceği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının bu kısma yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2) Dava konusu olan ve fennî bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımların 187 ada 1 sayılı mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmaz içinde kaldığı anlaşıldığından, bu kısımlar yönünden mahkemece mera ve zilyetlik araştırmasının yapılması gerekir. Bu cümleden olarak; taşınmazlara komşu Tarhan Köyü sınırları içinde kalan taşınmazları gösterir kadastro paftası getirildikten sonra komşu parsellerin ada ve parsel numaraları tesbit edilmeli ve bu parsellere ait kadastro tesbit tutanak suretleri getirtilmeli ve komşu parsel veya parsellerin varsa dayanakları denetlenmek suretiyle yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurularak taşınmazların geçmişte ne
durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadıkları etraflıca sorulup maddî olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; konunun uzmanı ziraat mühendisi ile harita mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenip, mera tahdit haritası ve varsa diğer belgelere göre konumunu gösteren, izlemeye ve infaza olanak sağlayacak açıklıkta ayrı renklerle işaretli kroki çizdirilip, bilimsel açıklama içeren ayrıntılı rapor alınmalı; dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; kadim mera niteliğinde bulunmasa bile mera bütünlüğü içinde bulunduğu anlaşıldığı takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğundan davacının (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlara yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 07/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.