Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/7702 E. 2012/8950 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7702
KARAR NO : 2012/8950
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Kapatılan Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesi)

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/14647-855 sayılı bozma kararında; “Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, hükme dayanak yapılan orman raporunda çekişmeli taşınmazın 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası dışında kalması nedeniyle orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Kural olarak; bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaşılır. Çünkü, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılmasını öngördüğünden, bu yasaya göre, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı yasalara göre çözümlenmesi gerekir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce 1939 yılında orman kadastrosu yapıldığından, kesinleşen tahdit haritası çekişmeli taşınmazın orman tahdit haritası dışında kalan bölümünün orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple; orman araştırması yetersiz ise de taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları, 682 sayılı parsel maliki Rakip (Rağıp) Hoca’nın ölümünden sonra mirasçıları tarafından çekişmeli taşınmaz ile 682 parselin bir bütün olarak davacıya satıldığını bildirmişlerdir. Bu durumda, davacı çekişmeli taşınmazın önceki maliklerinin akdi halefi (ardılı) olup Eyüp Tapulama Mahkemesinin 27.08.1980 gün 1979/1-1980/18 sayılı kararı davacı yönünden de kesin hüküm oluşturur. Bilindiği üzere H.Y.U.Y.’nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hüküm davanın taraflarını, akdi ve ırsi haleflerini de bağlar. Bu durumda, 1981 yılına kadar çekişmeli taşınmazın fundalık olduğu davacıyı da bağlayan kesinleşen mahkeme kararı ile sabittir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
2012/7702 – 2012/8950
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1939 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 15.06.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve bozmaya uyulmakla taraflar yönünden usulî müktesep hak doğduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 13.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.