YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8960
KARAR NO : 2013/932
KARAR TARİHİ : 07.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili … İlçesi, … Köyü 3367 parsel sayılı taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğunu, bu parsele bitişik olup, davacının kullanımında olan yerin 2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmasına rağmen, 2/B haritasının yanlış uygulanması sonucu bu kısmın ölçülmediğini, bu kısmın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığını iddia ederek, Hazine adına tapuya tescili ve kullanıcısının davacı olduğunun tespiti istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen görevsizlik kararı, 20. Hukuk Dairesinin 30.12.2011 gün 2011/17330-16349 sayılı kararıyla [5831 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4/1. maddesi gereğince “6831 sayılı Orman Kanunun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23/09/1983 tarih ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilânı hariç diğer ilânlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
Kadastro mahkemesinin genel olarak görevi; 3402 sayılı Kanunun 25. maddesinde, zaman bakımından görev ve yetkisi ise; aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenmiştir. 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek 4. madde hükmüne göre yapılan kadastro işlemine itiraz davasında, kadastro mahkemesi görevli olup, davacıya ait taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu halde, 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesine göre bu yer için tutanak düzenlenmediği iddiasıyla açılan davada kadastro mahkemesi görevli değildir.
Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosu, orman kadastrosunun aplikasyonu ve 2/B işlemlerine itiraz niteliğinde olduğu düşünülse bile, altı aylık hak düşürücü süre geçtiğinden, davada kadastro mahkemesi görevli olmayıp genel mahkeme görevli olduğu] gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüyle, fen ve orman bilirkişisinin 26.10.2010 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle belirtilen ve 829,64 m² miktarındaki kısma ayrı bir parsel numarası verilerek 2/B vasfında Hazine adına tespit ve tesciline, beyanlar hanesine “su havuzu ve yerin kullanıcısının … olduğunun” yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın Hazine adına tescili ve davacı yararına zilyetlik şerhi verilmesi talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1940 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi ile 21.05.1993 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1940 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan orman tahdidine ilişkin tahdit haritası ile 21.05.1993 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tahdit haritası ve tahdit tutanakları birlikte değerlendirildiğinde, 2016 OTS noktasında 2017 OTS noktasına giden hattın düz bir hat olduğu, yolu takiben gitmediği ve bu belirlemeye göre, çekişmeli (A) ile gösterilen 829,64 m²’lik kısmın PXIX nolu 2/B poligonu içinde kalmadığı, orman sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından, mahkemece tahdit içinde orman alanı olan taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, 2016 ve 2017 OTS noktalarının yolu takiben gittiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.