YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7496
KARAR NO : 2012/14779
KARAR TARİHİ : 20.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil Orman Yönetimi ve davalı Vakflar Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 14.03.2005 günlü dilekçesinde Çevlik Köyü 111 ada 169 ve 170 sayılı parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altında özel mülke konu olamayacak, serinlemek ve hayvan otlatmak için kullanılan Kızıldağ Yaylası olarak bilinen kadim yayla olduğu iddiası ile tapunun iptalini istemiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yer olduğu iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının reddine, Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların yayla olarak sınırlandırılıp özel siciline kaydedilmesine karar verilmiş, hükmün müdahil Orman Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2010/3965 – 5283 sayılı bozma kararında; “Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılırsa kadastro mahkemesinin 1994/560 sayılı dosyasında sadece Vakfiyenin uygulandığı, taşınmazın kamu malı yayla niteliğinde olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığı dosyanın aslı getirtilerek incelenmeli, şayet böyle bir inceleme yapılmamışsa hukuki sebep farklı olması nedeniyle H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı gözetilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra Hazinenin ve Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 169 sayılı parselin yayla olarak sınırlandırılıp özel siciline kaydedilmesine, 170 sayılı parselin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, Orman Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu ile genel arazi kadastrosu işlemi 1994 yılında yapılmıştır.
1) Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazların Kızıldağ Yaylası hudutları dahilinde insanların serinlemesi için kullanılan kadim kamu malı yayla olduğu, 3402 sayılı Yasanın 16/B maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, Vakfiyenin genel sınırları içinde kalmasının o taşınmazın vakıf malı olduğunun kanıtı olamayacağı, Vakıf malı kabul edilebilmesi için o taşınmazın aynı zamanda vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının ayrıca saptanması gerektiği, somut olayda taşınmazın vakfedilen mallar arasında bulunmadığının belirlendiği, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.12.2002 gün ve 2002/1 – 1024, 2002/1053 sayılı kararında da aynen benimsendiği, taşınmaz her ne kadar hükmen Vakıf adına tescil edilmişse de dava sebeplerinin farklı olması nedeniyle önceki hükmün bu davada kesin hüküm oluşturamayacağı göz önünde bulundurularak Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazlarının REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin çekişmeli 111 ada 169 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
3) Hazinenin çekişmeli 111 ada 170 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden;
Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, taşınmazların 1956 tarihli memleket haritasında orman sayılmayan açık alanda kaldığı, 1971 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılmayan taşlık, kayalık alana isabet ettiği, eylemli olarak da üzerinde orman örtüsünün bulunmadığı, ancak; 3402 sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasında orman olarak sınırlandırılması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş, mahkemece, bu rapor göz önünde bulundurularak taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmiştir. Ne var ki, mahkemenin kabulü ve bu kabule esas alınan orman bilirkişi raporu doğru görülmemiştir. Yörede 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu, hak düşürücü süre içinde açılan dava nedeniyle kesinleşmemiştir. Süresinde yapılan itiraz veya açılan dava orman kadastrosunun kesinleşmesini önler. Orman kadastrosu yapılmayan veya ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliği ve hukukî durumu 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı yasa hükümlerine göre çözümlenir. Bu şekilde yapılan araştırmaya göre de, taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olmadığı gibi eylemli olarak da orman olmadığı belirlenmiştir. Bozmadan önce, taşınmazın niteliğinin yaylak olduğu saptanmıştır. (orman araştırması yetersiz olduğu için bozma yapılmıştır.) Kaldı ki, taşınmazların bulunduğu, Kızıldağ Yaylasının 17 HD. 1995/7745 – 7843, 14.HD. 2007/7574 – 9043, HGK’nun 1996/17 – 294 – 426 ve 1996/7 – 295 – 425 sayılı kararları ile yaylak olduğu kesinleşmiş yargı kararları ile belirlenmiştir. Ayrıca, maruf ve meşhur olan hususlar münazaalı sayılmaz. Taşınmazların bulunduğu bölgenin yöre halkı tarafından Kızıldağ Yaylası olarak bilindiği de anlaşılmaktadır. Belirtilen nedenlerle, taşınmazın 3402 sayılı Yasanın 16/B maddesi gereğince yaylak olarak sınırlandırılıp özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, orman niteliği ile tescil edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ; 1) Birinci bentde açıklanan nedenlerle; Vakıflar Bölge Müdürlüğünün temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi ile 111 ada 169 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine,
3) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; Hazinenin 111 ada 170 sayılı parsele ilşikin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20.12.2012 günü oy birliği ile karar verildi.