Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/12612 E. 2011/15771 K. 14.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12612
KARAR NO : 2011/15771
KARAR TARİHİ : 14.12.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki karşılıklı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan … arasındaki anlaşma uyarınca üzerinde bu davalıya ait holding binasının da bulunduğu taşınmazın müvekkiline satılmak istendiğini ve kaparo olarak 200.000 USD ve 482.000 TL ödemenin müvekkilince yapıldığını, bu ödemelerden 182.000 TL’nin taşınmazın sahibi olduğu anlaşılan diğer davalı şirket adına düzenlenen çek ile gerçekleştirildiğini, sonrasında taşınmazın kaçak yapı şeklinde olduğu ve üzerinde ipotek kayıtları bulunduğunun anlaşılması üzerine davalı …’nin müvekkili ile irtibatı keserek edimini ifa etmediğini, böylece hile ve desiseyle müvekkilini kandırarak haksız tahsilatlar yaptığının anlaşıldığını belirterek 482.000 TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle, ayrıca 200.000 USD ‘nin de dövize verilecek en yüksek banka faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki Merkez Bankası efektif kuru üzerinden TL olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; …’nin … Holding Yönetim Kurulu Başkanı olup diğer davalı şirketin sahibi bulunduğu binada kiracı bulunduğunu, davalı şirketin binayı satmak istemesi üzerine aracılık ettiğini, anlaşmaya varılıp, davaya konu bedellerin davalı şirket adına ödendiğini ve bu arada 500.000 USD’lik çekin teminat olarak verildiğini, davacının binaya ait fiili durumu bilerek satın almak istediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuş, ayrıca %40 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Yargılama sürerken de davalı … vekilince anlaşmada bahsedilen 500.000 TL tutarlı çekin davacı yanca takibe konu edildiğinden bahisle bu çek nedeniyle müvekkilinin bu davacıya borçlu olmadığının tespitine ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline dair Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde menfi tespit davası açılmış, anılan mahkemece birleştirme kararı verilmiştir.
Mahkemece; taraflar arasında akdedilen sözleşmeye konu taşınmazın İmar Kanununa aykırı olarak yapılmış bir bina olması nedeniyle BK’nın emredici kurallarına aykırı bir borçlandırıcı sözleşme niteliğinde olduğunun saptandığı ve böylece geçersiz bulunduğu gözetilerek davacının ödediği meblağları istemekte haklı olduğu ancak davalılardan …’nin borçlandırıcı işleme davalı şirket yetkilisi olarak katılması nedeniyle pasif husumet ehliyeti bulunmadığı, birleşen dava yönünden ise davacı (birleşen davanın davalısı) … tarafından yapılan ödemelerin iadesine karar verilmesi ve taşınmaz satımının fiilen gerçekleşmeyeceğinin belli olması karşısında çekin teminat olma özelliğinin sona erdiği gerekçesiyle, ana davada davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüyle 200.000 USD’nin 01.11.2007 tarihinden itibaren Devlet Bankasının USD cinsinden bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte, 300.000 TL’nin ise 05.12.2007 tarihinden itibaren 182.000 TL bedelin ise 29.01.2008 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faiziyle birlikte olmak üzere davalı şirketten tahsiline, yasal koşulları oluşmadığından davalı (birleşen dava davacısı) ‘nın tazminat talebinin reddine, birleşen dava yönünden ise davalı (birleşen davanın davacısı) yanın davasının kabulüyle davacı (birleşen davanın davalısı) tarafından takibe konu edilen çekten dolayı davalı (birleşen davanın davacısı) nın davacıya (birleşen davanın davalısı) borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece verilen kararın davacı ve davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine eksik temyiz ve karar harcının yatırılması istemiyle HUMK 434/3. maddesi gereğince davalılardan … vekiline muhtıra çıkartılmış olup, anılan vekilce muhtıranın diğer müvekkili davacı şirket adına çıkartılması gerektiğinden bahisle muhtıraya itirazı üzerine davalı şirket adına 14.04.2010 tarihli muhtıra düzenlenerek davalı şirket vekiline tebliğ edilmiş, dosya temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmiş, Dairemizce 09.02.2011 tarihli geri çevirme ilamında muhtıranın davalı vekiline tebliğ edilip edilmediği, harç tahsilatı yapılmış ise belgelerin eklenmesi aksi halde sadece nisbi temyiz harcının ikmali için yeniden muhtıra çıkartılması hususu belirtilmiştir.
Geri çevirme kararı üzerine mahkemece 14.04.2010 tarihli muhtıraya ilişkin tebligat parçası dosyaya eklenerek temyiz incelemesi için Dairemize yeniden gönderilmiştir.
Dairemizce, mahkemece tebliğ edilen muhtırada temyiz harcı yanında bakiye karar ve ilam harcının yatırılması da istendiğinden muhtıranın usulüne uygun olmadığı, mahkemece sadece eksik temyiz harcının ikmali bakımından HUMK 434/son maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere 08.06.2011 tarihinde dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Bu geri çevirme kararı üzerine mahkemece davalı şirket adına nisbi temyiz harcı yatırılması için vekiline muhtıra çıkarılarak usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı şirket vekilince nisbi temyiz harcı yatırılmadığından, davalı … İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş vekilinin bu nedenle temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davanın davacısı (birleşen davanın davalısı) … vekilinin temyizine gelince; … ve davalıları … ile … İnşaat A.Ş temsilcisinin birlikte imza altına almış oldukları 30.01.2008 günlü anlaşma başlıklı belgeye göre davalı …’nin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere Keresteciler … bulunan iş hanını 3.000.000 USD’ye sattığı görülmüştür.
Mahkemece, gayrimenkul satışına ilişkin resmi şekilde yapılmayan sözleşmenin geçersiz olup, tarafların aldıklarını iadeyle yükümlü olduklarından bahisle şirket aleyhine açılan dava kabul edilmiş ise de, davalı …’nin diğer davalı şirket adına hareket ettiği kabul edilmekle bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı … satımı kararlaştırılan iş hanının maliki olmadığı gibi burada kiracı olan … Holding’in yönetim kurulu başkanıdır. Anılan anlaşma başlıklı belgeyi de iş hanının sahibi davalı … İnşaat A.Ş yetkili temsilcisi de imzalamıştır. Davalı … iş hanının kendisine ait olduğu güvenini yaratarak davacıyı iş hanının alımı konusunda ikna etmiş olup ayrıca anlaşmayı bizzat taraf sıfatıyla imzalamıştır. Durum böyle olunca davalı … aleyhine açılan dava bakımından da işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
3-Bozma nedenine göre birleşen dosya davacısı …’nin temyiz isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı … A.Ş vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün asıl davanın davacısı … yararına BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre asıl davada davacı (birleşen dava davalısı) …’ın diğer ve (3) nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı (birleşen dava davacısı) …’nin temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.