YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7970
KARAR NO : 2010/11702
KARAR TARİHİ : 20.10.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
T
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkilince aleyhine girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüyle itirazın iptali ve takibin devamına, koşulları oluşmadığından davacı yanın icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.10.2008 tarihli 2008/6992 E-9921 K.sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı banka alacağının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne davalının itirazının iptali ile toplam 17.191.07 TL işlemiş faiz alacağı üzerinden takibin devamına, hüküm altına alınan alacak faiz alacağı olduğundan faiz işletilmesine yer olmadığına, davalı tarafından takip tarihinden sonra yapılan 300 TL tutarındaki ödemenin infaz aşamasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira Dairemiz bozma ilamında özetle “ davalı tarafından veya davalının borcu için yapılan ödeme karşılığı düzenlenen banka dekontları ile noterlikçe onaylanan 5.200.000.000 TL bedeli ibranamedeki imzalara bir itiraz bulunmadığı ve sahteliği de ileri sürülmediği halde, davalı vekilinin ısrarlı itirazlarına rağmen, toplam borcun hesaplanmasında bu belgelerin dikkate alınıp alınmadığının yada ne suretle dikkate alındığının yeterli ve mahkemenin denetimine elverişli bir gerekçe ile açıklanmamasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu” hususlarına değinilmiştir. Bir örneği dosyaya sunulmuş olan ve noterlikçe tasdikli ibraname içeriğinde miktar yazılı değildir. İbranamede otomobil kredisine ilişkin borçların ve rehin sözleşmesi gereğince kredi borcunun tamamının sözleşmede adı geçen davalı tarafından ödendiği ve söz konusu krediden dolayı başkaca hiçbir borcu kalmadığı için adı geçen borçlu ile müşterek ve müteselsil kefillerin ibra edildikleri bildirilmiştir.
Dairemizin bozma kararında belirtilen 5.200 TL miktarındaki ödemenin 4.900 TL ve 300 TL tutarlı iki adet ödeme dekontuyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Belirtilen bu miktarın ibraname kapsamını gösterdiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır. Buna rağmen bilirkişilerin söz konusu ibranamenin bu miktarla sınırlı olarak kabulü gerektiği yönündeki görüşünün dayanakları gösterilmediğinden bu yöndeki görüşe itibar edilemez. Mahkemece bu hususlar üzerinde durularak delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonrasında varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı yanın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 20.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.