Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9354 E. 2012/12462 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9354
KARAR NO : 2012/12462
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 14.11.2011 gün ve 2011/8146 – 12572 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı … tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, yörede 1997 tarihinde 3402 sayılı Yasaya göre yapılan genel arazi kadastrosu ile birlikte ilân edilerek kesinleşen . Köyü, 207 ada 4 sayılı orman parseli içinde kalan taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapusunun iptali ile adına tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemece davacı yararına zilyetlik şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce “Dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince “Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu, tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve bu Kanunun 2’nci maddesine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile hak sahibi gerçek ve tüzelkişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, 10 yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmış olup tahdidin yapılıp ilan edildiği tarihten itibaren 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde yazılı 6 aylık ve 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açması gerekirken, hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 05.03.2007 tarihinde tapu iptali tescil davası olarak eldeki davayı açtığı ve davacının 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddi doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, gerekçe değiştirilerek onanmasına” karar verilmiştir. Bu kez davacı … kararın düzeltilmesini istemiştir.Dairemiz onama kararı gerekçesi, maddi yanılgıya dayalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/01/2006 tarih, 2006/20-619 Esas, 2006/665 Karar sayılı kararı ile “3402 sayılı Kadastro kanununda ve diğer kanunlarda 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılacak kadastro tespitlerinde zilyetliğe dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilân süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle, sınırlayıcı hüküm bulunmadan kişinin Anayasal mülkiyet hakkının özüne dokunur biçimde dava açma süresinin kadastro tutanaklarının askı ilanına çıkarılmasından itibaren 30 günlük süre ile sınırlandırılması ve bir yerin orman olmadığı bilimsel olarak saptansa dahi hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına imkan vermeyecek 30 günlük hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile mülkiyet hakkının elinden alınmasının doğru olmayacağı” belirtilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle;davacının 10 yıllık süre içinde zilyetliğe dayalı dava açma hakkı bulunduğundan daire kararı gerekçesi kaldırılarak işin esasının incelenmesine geçildi: Dava konusu taşınmazın krokide (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin meşelik, taşlık ve kayalık nitelikte tarıma elverişli olmayan ve halen orman sayılan yerlerden olduğu, (B) bölümünün ise, üzerinde 2006 yılında davacı tarafından yapılan bir ev bulunduğu ve %10-15 eğimli olup, alan üzerinde yer yer sabit taş ve kayalar bulunduğu, mahkemece yapılan keşif sırasında hakim gözlemine göre de, büyük bölümünün taşlık ve kayalık olduğu, evin etrafındaki bahçede meyve fidanları bulunduğu, tüm bu bulgular ve bilirkişi raporları ve evin yapılış tarihi gözönüne alındığında kazandırıcı zamanaşımı için gerekli 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılarak mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, Daire kararının düzeltilmesine ve yerel mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan esasa ilişkin karar düzeltme isteğinin REDDİNE, Dairenin 14/11/2011 gün ve 2011/8146-2012/12572 sayılı düzelterek onama kararının son paragrafında yer alan “Mahkemece çekişmeli taşınmazın yörede 1995 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde orman alanı olduğu anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi gereğince “Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaatla sınırlamaya ve bu Kanunun 2’nci maddesine göre orman sınırları dışına çıkarma işlemlerine Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile hak sahibi gerçek ve tüzelkişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, 10 yıllık süre içerisinde dava açma hakları mahfuzdur.” Davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmış olup tahdidin yapılıp ilan edildiği tarihten itibaren 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinde yazılı 6 aylık ve 10 yıllık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açması gerekirken, hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 05.03.2007 tarihinde tapu iptali tescil davası olarak eldeki davayı açtığı ve davacının 6 aylık ve 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddi doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, usul ve yasaya uygun olan hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/son. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA” cümlesi hükümden kaldırılarak, bunun yerine “İncelenen dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve mahkemece yapılan keşif sırasındaki gözlemlere göre, dava konusu taşınmazda davacı lehine imar, ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluşmadığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA” cümlesinin yazılması suretiyle daire kararının DÜZELTİLMESİNE, 12.11.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.