YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11303
KARAR NO : 2010/3707
KARAR TARİHİ : 31.03.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden … Motorlu Araçlar AŞ.,… Bankası, …bank, … Bankası, …, …, …, … Bank, … Bank vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili … şirketi ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesi çerçevesinde araç satımı, tamir ve bakımı alanında faaliyet gösterdiğini, yaşanan mali sorunlardan dolayı borca batık hale geldiğini belirterek, müvekkili şirketin 1 yıl süreyle iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, birinci bilirkişi heyet raporuna göre iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı sonucuna varılmışsa da, itiraz üzerine alınan ikinci heyet raporunda iyileştirme projesinin gerçeğe uygun olduğunun ve iflasın ertelenmesi kararı verildiği takdirde davacının borca batıklıktan kurtulabileceğinin belirtildiği, ikinci heyet raporunun davacının talebini daha iyi değerlendirmesi nedeniyle hükme esas alındığı belirtilerek, davacı şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile müdahiller vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icabetmektedir. Mahkemece borca batıklığın tespiti için yargılama sırasında yaptırılan ilk bilirkişi incelemesinde; davacı şirketin ortaklarından 323.000. Tl alacaklı olduğu, bilançoda gösterilen 570.000. Tl kasa mevcudunun gerçekçi olmadığı, iyileştirme porjesinin somut bilgi ve belgelere dayanmadığı, ciddi ve inandırıcı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu rapora itiraz üzerine başka bir heyetten alınan bilirkişi raporunda ise davacının sunduğu bilançonun ve iyileştirme projesinin ciddi bir analizi yapılmadan ve ilk rapordaki tespitlere neden iştirak edilmediği de belirtilmeden, davacının belirttiği tüm bilgilerin doğru olduğu varsayımı üzerine oluşturulan görüşe göre, iflâsın ertelenmesi yönünde kanaat bildirilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesi kararı verilmiştir. Bu durumda mahkemece, farklı bilirkişi heyeti tarafından verilen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alanında uzman kişilerden yeniden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2)İflâsın ertelenmesini talep eden şirketin durumunun iyileştirilmesinin öncelikle şirkete yeni özkaynakların aktarılması, sonrasında da verimli çalışmasını sağlayacak önlemlerin alınması koşullarına bağlı olduğu iyileştirme projesinde öngörülmüştür. Özellikle de şirketin ortaklarına ait gayrimenkullerin satılarak nakit girişi sağlanacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda, iyileştirme projesinde temin edileceği belirtilen, ancak henüz şirket hesabına geçmeyen bu özkaynağın sağlanacağı ihtimaliyle iflâsın ertelenmesi yönünde görüş bildirilmesi bir çelişki olup, bu görüş doğrultusunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3)İflasın ertelenmesinde, borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden borca batıklığın saptanması suretiyle iflâsın ertelenmesi kararı verilmesi isabetli değildir.
4)İflâsın ertelenmesini talep eden şirketin durumunun iyileştirilmesi için verimli çalışmasını sağlayacak önlemlerin alınması tedbir olarak iyileştirme projesinde öngörülmüş ise de davacı şirketin ticarî hacim açısından faaliyetlerinin önemli bir bölümünü gerçekleştirdiği … Motorlu Araçlar A.Ş. ile olan bayilik ve servis sözleşmesinin feshedilmesi karşısında, projede öngörülen hedeflerin hangi somut bilgi ve belgelere dayandığının tartışılmaması usul ve yasaya aykırıdır.
5)İyileştirme projesi ile her iki heyet raporunda davacı şirketin, ortaklarından 323.000. TL alacağı bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 16. sayfasında da ortakların ödenmemiş sermaye borcunun 404.575. TL olduğu belirtilmiştir. Sermaye borcunun yerine getirilmemesi veya davacı şirketin ortaklarından alacaklı olması hâlinde, iflâsın ertelenmesi koşullarından biri olan “borçlunun iyiniyetli olması” unsurunun gerçekleşmeyeceğinin düşünülmemesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı müdahiller … Motorlu Araçlar A.Ş., … Bankası, … Bankası, …, …, …, …, … Bank, … Bankası vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 31.3.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.