Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/9986 E. 2013/1019 K. 11.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9986
KARAR NO : 2013/1019
KARAR TARİHİ : 11.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, müdahil davacı …, davacı … ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Yalnızcabağ Köyü 101 ada 1895 parsel sayılı 51552268,23 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliğiyle, 101 ada 2839, 2840, 2842 sayılı parseller ham toprak ve çalılık niteliğiyle, 2841 sayılı parsel tarla niteliğiyle, 3754 ve 3755 sayılı parseller tarla niteliği ile kadastro mahkemesinde davalı olduklarından malik ve yüzölçüm haneleri açık olarak tesbit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları; 101 ada 1895 nolu orman parseli içinde zilyetliklerinde bulunan tarlalarının kaldığını; davacı … 2839, 2840, 2841 ve 2842 sayılı parsellerin kendisine ait tarla olduğunu; davacı … Yönetimi, 3754 ve 3755 sayılı parsellerin orman olduğunu iddia ederek dava açmışlardır. Mahkemece, davacı gerçek kişilerin 1895 parsele yönelik davasının reddine, tesbit gibi orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davacı … Yönetiminin 3754 ve 3755 sayılı parsellere yönelik davasının kabulüne, orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davacı …’nin 2840 ve 2842 sayılı parsellere yönelik davasının reddi ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, davacı …’nin 2839 sayılı parsele yönelik davasının reddine, tesbit gibi ham toprak niteliğiyle tesciline, …’nin 2841 parsele yönelik davasının kabulüne, tarla niteliği ile … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından 2839 ve 2841 sayılı parsellere; davalı Hazine tarafından 2841 sayılı parsele; davacı … tarafından 1895 sayılı parselin 300 (A) ile gösterilen bölümüne; davacı … tarafından 1895 sayılı parselin 2009/378 E. birleşen dosyadaki krokide (A) ile gösterilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller, orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) Davacı … Yönetiminin dava konusu 101 ada 2839 ve 2841 parsellere yönelik temyiz itirazları bakımından; Orman Yönetimin orman iddiası ile bu parseller hakkında açılmış bir davası olmadığı gibi, harcını vererek 3402 sayılı Kanunun 26/1 -D maddesi uyarınca usûlüne uygun bir davaya katılımı bulunmamaktadır. Davada kanunî hasım olması da söz konusu değildir. Bu durumda, Orman Yönetiminin bu parsellere yönelik davada taraf olmadığı, davada
taraf olmayanın da hükmü temyiz edemeyeceği usûl hükümlerinden olduğundan, Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı …’ın Mut Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/378 esas dosyası ile açılan ve bu dosya ile birleştirilen, 1895 parselin (A) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
3) Davacı …’in 1895 parselin 300(A) ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmî belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, paftasındaki ve memleket haritasındaki konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılarak, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
4) Davalı Hazine vekilinin dava konusu 101 ada 2841 sayılı parsele yönelik temyiz itirazları bakımından; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmî belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada; orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına tesbit ve tescil edilebilir. 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi ise “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tesbit edilir.” hükmünü içermektedir. Ancak, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün, 113.994,51 m2 olduğu fen bilirkişi raporunda hesaplanmıştır. Bu durumda kanunun belirlediği sınırlar aşılmıştır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 2. fıkrası hükümleri gözönünde bulundurularak yapılması gerektiği düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları ve satın alınan kişiler yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, ondan sonra mahkemece fen ve ziraat bilirkişi eşliğinde yeniden yapılacak keşifte; dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tesbit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden kanunun amacına uygun rapor alınmalı, fen bilirkişiye 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki sınırlar aşılmayacak şekilde kroki düzenlettirilerek, 40 – 100 dönümlük sınırlar içinde kalan
bölüm davacı adına, fazla olan kısmın ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine,
2) İkinci ve üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; davacılar … ve …’in 101 ada 1895 parsele yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsel hakkındaki hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacılara yükletilmesine,
3) Dördüncü bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin 101 ada 2841 parsele yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsel hakkındaki hükmün BOZULMASINA 11.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.