YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2206
KARAR NO : 2010/11076
KARAR TARİHİ : 11.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hesabına 04.07.2006 tarihinde EFT ile 50.000.-YTL gönderdiğini, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olmadığını, iş bu paranın borç olarak gönderildiğini, şifahi taleplere rağmen ödememesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mülkiyeti müvekkili şirkete ait taşınmazın davacıya kiraya verildiğini, 50.000.-YTL’nin de kira parasına istinaden gönderildiğini, taşınmazda davacının istediği önemli değişiklikler, bölmeler ve sair işlerin yapıldığını, bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalının paranın veriliş sebebini talil ettiği, buna göre ispat külfetinin davalı yana geçtiği, davalının paranın kira ilişkisi nedeniyle verildiği yönündeki savunmasını yazılı delillerle ispatlayamadığı, bu durumda davacı yanca davalı tarafa gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerektiği gerekçeleriyle davalının itirazının 50.000.-TL üzerinden iptaline, takibin bu miktara takipten itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Kural olarak havale bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tediyesine yönelik olarak yapıldığının kabulü gerekir. Havalenin başka bir amaçla yapıldığını iddia eden davacının havale dekontuna bunun sebebini açıkça yazdırması gerekir. Somut olayda, davacı havale yoluyla gönderdiği paranın davalıya ödünç olarak verildiğini iddia etmiş, davalı ise davacıdan olan alacağının bu havale yoluyla tahsil edildiğini belirterek, aksini iddia eden davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini bildirmiştir. Bu durumda mahkemece karinenin
aksini iddia eden davacının iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu, başka bir anlatımla ispat külfetinin davacıda olduğu düşünülmeden ispat yükünün belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.